Paris Temyiz Mahkemesi, 31 Mart 2025 tarihinde aşırı sağcı lider Marine Le Pen'i Avrupa Parlamentosu fonlarını zimmetine geçirmekten suçlu buldu. Mahkeme, Le Pen'in elektronik ayak bileği kelepçesi takmasına hükmetti. Bu karar, Le Pen'in 2027 Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olması durumunda dahi uygulanacak. Mahkeme, Le Pen'in ev hapsi altına alınmasına ve belirlenen saatlerde evden çıkmasına izin verilmemesine karar verdi. Le Pen ve partisi Ulusal Birlik (RN) üyesi sekiz kişi, AB fonlarını parti çalışanlarına maaş olarak kullanmak yerine hayali işler için kullanmakla suçlanıyor. Toplamda 4,5 milyon avroluk bir zimmetten söz ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Zimmet Skandalı ve Hukuki Süreç
Marine Le Pen ve diğer RN milletvekilleri, 2004-2016 yılları arasında Avrupa Parlamentosu'ndan aldıkları bütçeleri, parlamenter asistan maaşları olarak göstermekle suçlanıyor. Soruşturma, AB Dolandırıcılıkla Mücadele Ofisi (OLAF) tarafından başlatıldı. Mahkeme, Le Pen'in 2004-2016 arasında bu fonlarla kendisine ve partisine haksız kazanç sağladığına hükmetti. Ceza, 2025 yılında kesinleşen bir davanın ardından verildi. Le Pen, suçlamaları reddediyor ve kararın siyasi olduğunu iddia ediyor. Mahkeme, Le Pen'in elektronik kelepçe ile ev hapsine ek olarak, 5 yıl boyunca seçilme hakkından men edilmesine de karar verdi. Ancak bu madde temyiz aşamasında askıya alındı. Le Pen'in avukatları, kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'da Aşırı Sağın Yükselişi ve Hukuk
Bu karar, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yargıyla karşı karşıya kalması bağlamında önemli. Fransa'da Le Pen'in cumhurbaşkanlığı adaylığı, 2027 seçimlerine damga vuracak bir konu. Karar, Le Pen'in siyasi kariyerini sonlandırmasa da ciddi bir darbe vuruyor. Avrupa'da Polonya ve Macaristan'daki aşırı sağ partiler de benzer yargı süreçleriyle karşı karşıya. Uzmanlar, bu tür davaların yargı bağımsızlığı ile demokratik süreçler arasındaki hassas dengeyi test ettiğini belirtiyor. Le Pen'in mahkumiyeti, AB karşıtı söylemin güçlenmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın liderinin mahkumiyeti, Türkiye-AB ilişkileri açısından iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, Le Pen'in Türkiye karşıtı söylemleri biliniyor; bu karar, Fransa'da göç ve genişleme politikalarında daha sert bir tutum alan aşırı sağın etkisini geçici olarak azaltabilir. İkincisi, yargı sürecinin siyasi rakiplere karşı kullanılması algısı, Türkiye'de benzer eleştirileri gündeme getirebilir. Ancak doğrudan bir etkiden ziyade, bu dava Avrupa'da hukukun üstünlüğü ve siyasi yasaklar konusundaki tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor.