Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 12 Şubat 2025 tarihinde Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile bir araya geldi. Görüşmelerin ardından iki ülke, enerji, denizcilik, sağlık, bankacılık, altyapı ve kalkınma alanlarını kapsayan bir dizi ön anlaşmaya imza attı. Ziyaretin hemen öncesinde Suriye’nin başkentinde meydana gelen çifte bombalı saldırı, hâlâ iç savaş ve yaptırımlarla boğuşan ülkedeki yatırım ortamının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlattı. Patlamalarda can kaybı yaşanmazken, saldırıların doğrudan Macron’un ziyaretini hedef aldığı değerlendiriliyor.
Enerji ve denizcilikte stratejik ortaklık
Fransa’nın en büyük enerji şirketlerinden TotalEnergies ve küresel denizcilik devi CMA CGM, Suriye yönetimiyle imzalanan ön anlaşmalar kapsamında Akdeniz’deki enerji sahaları ile Lazkiye ve Tartus limanlarının işletilmesine yönelik müzakerelere başlayacak. Özellikle Suriye’nin kıyı şeridinde keşfedilen doğal gaz rezervlerinin işletilmesi, Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı bağlamında kritik bir önem taşıyor. Anlaşmaların ayrıca Suriye’nin enerji altyapısının yeniden inşası, kamu hastanelerinin modernizasyonu ve özelleştirilmiş bankacılık hizmetlerinin kurulması gibi alanları kapsadığı belirtiliyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, anlaşmaların “Suriye halkının refahı ve bölgesel istikrar” için bir adım olduğu vurgulanırken, Suriye tarafı ise bu iş birliğini “ekonomik ablukanın kırılması” olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Macron’un Suriye ziyareti, sadece Fransa-Suriye ilişkileri açısından değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti ve Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığını azaltma çabaları açısından da önemli bir dönemeç. Özellikle Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sahalarının işletilmesi, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail ve Türkiye gibi bölge ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Fransa’nın Suriye yönetimiyle yaptığı anlaşmalar, ABD ve AB’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımlarla çelişiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Suriye yönetimiyle her türlü iş birliğinin ancak siyasi çözüm ve insani şartların iyileştirilmesi koşuluyla mümkün olabileceğini” belirterek Fransa’yı uyardı. Öte yandan Rusya ve İran’ın Suriye’de artan ekonomik nüfuzu, Fransız şirketlerini harekete geçiren bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa’nın Esed yönetimiyle enerji, denizcilik ve altyapı alanlarında anlaşma yapması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji projelerini ve Suriye’nin kuzeyindeki nüfuzunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyarken Esed’in meşruiyetini tanımıyor. Fransa’nın bu adımı, Ankara’nın hem Esed’i izole etme politikasını baltalıyor hem de Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir enerji koridoru oluşturma riskini beraberinde getiriyor. Ayrıca, Fransız şirketlerinin Suriye’de elde edeceği imtiyazlar, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırım fırsatlarını sınırlayabilir. Türkiye’nin bu gelişmeye karşı diplomatik ve ekonomik adımlar atması bekleniyor.