Fransa'da yaklaşık 40 medya kuruluşunun editör kurulları, aşırı sağcı Ulusal Ralli (RN) partisi lideri ve cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'in soruşturmacı haber sitesi Mediapart'ı hedef alan sözlerini kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, Le Pen'in açıklamaları "basına yönelik şiddet girişimleri" olarak nitelendirildi. Fransa 24 ve RFI'nin de aralarında bulunduğu medya kuruluşları, siyasetçilerin gazetecileri hedef göstermesinin demokrasi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Le Pen'in 'Kevlar yelek' sözleri ve Mediapart'a yönelik tehdit
Marine Le Pen, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında, Mediapart'ın kendisiyle ilgili yolsuzluk iddialarını gündeme getirmesi üzerine, "Artık Kevlar yelek giymem gerekecek" ifadesini kullanmıştı. Bu sözler, medya özgürlüğü savunucuları tarafından doğrudan bir tehdit olarak yorumlandı. Mediapart, daha önce Le Pen ve partisinin mali usulsüzlüklerini ortaya çıkaran bir dizi haber yayımlamıştı. Le Pen'in sözleri, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde gazetecilere yönelik baskıların arttığı bir dönemde geldi.
Ortak bildiride, "Bir siyasi liderin, soruşturmacı gazeteciliği hedef alarak şiddet çağrısı yapması kabul edilemez. Bu tür açıklamalar, sadece gazetecileri değil, demokratik kamusal alanı da tehlikeye atar" denildi. Bildiriye imza atan kuruluşlar arasında Le Monde, Libération, Les Échos gibi ulusal gazetelerin yanı sıra bölgesel yayın organları ve bağımsız haber siteleri de yer aldı. Fransa 24 ve RFI gibi uluslararası yayıncılar da destek verdi.
Mediapart yöneticileri, Le Pen'in sözlerini "soruşturmacı gazeteciliği sindirme çabası" olarak değerlendirdi. Site, son yıllarda Le Pen ailesi ve RN çevresindeki finansal skandalları ortaya çıkararak Fransız kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Özellikle 2022 seçimleri öncesinde yayımlanan haberler, Le Pen'in kampanyasını zor durumda bırakmıştı.
Fransa'da basın özgürlüğü ve siyasi baskılar
Fransa, basın özgürlüğü endekslerinde genellikle üst sıralarda yer alsa da son yıllarda gazetecilere yönelik fiziksel saldırılar ve siyasi baskılar artış gösterdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2023 raporuna göre, Fransa'da gazetecilerin güvenliği konusunda endişe verici bir gerileme yaşanıyor. Özellikle aşırı sağ ve sol grupların protestolarında gazeteciler hedef alınabiliyor.
Le Pen'in açıklamaları, RN'nin medyaya yönelik tutumunun sertleştiğini gösteriyor. Parti, daha önce de bazı gazetecileri "halk düşmanı" ilan etmiş ve mitinglerde hedef göstermişti. Bu durum, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişiyle paralellik taşıyor. Macaristan, Polonya ve İtalya'da da benzer şekilde hükümet yanlısı olmayan medya kuruluşları baskı altında.
Fransız medyasının ortak bildirisi, sadece Le Pen'e değil, tüm siyasi aktörlere gazetecileri hedef almama çağrısı yapıyor. Bildiride, "Demokrasinin temel taşı olan basın özgürlüğü, siyasi çıkar hesaplarına kurban edilemez" ifadesi yer aldı. Ayrıca, hükümetin de gazetecilere yönelik tehditleri önlemek için daha etkin adımlar atması istendi.
Avrupa'da aşırı sağın medya ile imtihanı
Marine Le Pen'in sözleri, Avrupa'da aşırı sağ partilerin medya özgürlüğü konusundaki çelişkili tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. RN, iktidara gelmesi halinde medya üzerindeki denetimi artıracağı yönünde endişeleri körüklüyor. Le Pen, daha önce yaptığı açıklamalarda "soruşturmacı gazeteciliğin siyasi amaçlı olduğunu" savunmuş ve Mediapart gibi kuruluşları "yıkıcı" olmakla suçlamıştı.
Avrupa Birliği, üye ülkelerde basın özgürlüğünü korumak için yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası, gazetecilerin siyasi baskılara karşı korunmasını ve medya sahipliğinde şeffaflığı hedefliyor. Ancak bazı üye ülkeler, bu düzenlemelerin ulusal egemenliğe müdahale olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor.
Fransa'da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Le Pen'in medya karşıtı söylemi dikkatle izleniyor. Anketler, RN'nin oy oranını koruduğunu gösteriyor. Medya kuruluşları, bu tür söylemlerin normalleşmesinden endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın yükselişi ve medya özgürlüğüne yönelik tehditler, Türkiye'yi dolaylı da olsa etkiliyor. Türkiye, Avrupa'daki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor; zira Fransa, AB içinde Türkiye'nin en önemli ortaklarından biri. Le Pen'in cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni gerilimler yaşanabilir. RN lideri, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu açıkça belirtmişti. Ayrıca, medya özgürlüğü konusundaki tutum, Türkiye'nin kendi basın özgürlüğü tartışmalarıyla karşılaştırıldığında, uluslararası kamuoyunda çifte standart eleştirilerine yol açabilir. Türkiye, Avrupa'daki istikrarın korunmasına önem veriyor ve aşırı sağın medyayı hedef alması, AB'nin temel değerleri açısından endişe verici.