Fransız aşırı sağının sembol ismi Marine Le Pen, Avrupa Birliği fonlarını usulsüz kullanmaktan mahkum edilerek 15 ay kamu görevinden men cezası ve elektronik kelepçeyle ev hapsi cezasına çarptırıldı. Le Pen'in siyasi kariyeri büyük darbe alırken, partisinin başında olan 29 yaşındaki Jordan Bardella, Avrupa siyasetinde hızla yükselen bir figür haline geldi.
Jordan Bardella'nın yükselişi
Jordan Bardella, 1995 doğumlu ve Paris'in banliyölerinde büyümüş bir siyasetçi. 2012'de Marine Le Pen'in partisi Ulusal Birlik'e (Rassemblement National) katıldı ve kısa sürede dikkat çekti. 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partisinin listesine liderlik etti ve 23 yaşında AP üyesi oldu. 2021'de parti başkanlığına seçilen Bardella, Le Pen'in gözdesi olarak görülüyor.
Bardella, göçmen karşıtı söylemleri ve AB karşıtı duruşuyla biliniyor. Genç yaşına rağmen, partinin sosyal medya stratejisini yenileyerek daha geniş kitlelere ulaşmayı başardı. Le Pen'in aksine, daha modern bir imaj çizen Bardella, özellikle genç seçmenler arasında popüler.
Bölgesel ve küresel boyut
Le Pen'in mahkumiyeti, Avrupa'da aşırı sağın yükselişi açısından kritik bir dönemeç. Fransa, AB'nin kurucu üyelerinden biri olarak, iç siyasetindeki dalgalanmalar Avrupa genelinde yankı buluyor. Bardella'nın liderliğinde Ulusal Birlik, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri için iddialı. Ancak Le Pen'in cezası temyiz edilebilir; eğer onanırsa, Le Pen 2027'de aday olamayacak, bu da Bardella'yı partinin en güçlü adayı yapacak.
France'un aşırı sağının güçlenmesi, AB içinde entegrasyon karşıtı ve milliyetçi sesleri artırabilir. Almanya'daki AfD, İtalya'daki Lig gibi diğer aşırı sağ partilerle işbirliği, Avrupa Parlamentosu'nda daha sağlam bir blok oluşturabilir. Bu durum, AB'nin ortak politikalarını, özellikle göç ve güvenlik alanlarında zorlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki aşırı sağın güçlenmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde ek bir zorluk yaratabilir. Le Pen ve Bardella, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan isimler. Bardella'nın liderliğinde bu karşıtlık devam edebilir. Ayrıca, Fransa'nın iç siyasetindeki bu değişim, Türkiye'nin Avrupa'daki ittifakları ve göç anlaşmaları gibi konularda belirsizlik yaratabilir. Ancak Fransa'nın dış politikası, cumhurbaşkanlığı sisteminde belirlendiği için, Macron'un politikaları üzerinde doğrudan bir etki beklenmemeli.