Fransa, son aylarda kamuoyunu sarsan çok sayıda cinsel istismar ve tecavüz skandalının gölgesinde. Ülkenin dört bir yanında patlak veren olaylar, adalet sisteminin ve kurumların cinsel saldırı ve çocuk istismarı şikayetlerini ele alma biçimindeki sistemik başarısızlıkları bir kez daha gündeme taşıdı. FRANCE 24'e konuşan sivil toplum kuruluşu Face à l'Inceste'nin (Ense Karşı) Başkanı Solène Podevin-Favre, bu skandalların sadece birer vaka olmadığını, aksine toplumda kök salmış bir 'tecavüz kültürü'nün tezahürü olduğunu belirtti. Podevin-Favre, "Bu kültürün yerini bir 'koruma kültürü' almalı" diyerek, toplumsal zihniyet değişikliğine vurgu yaptı.
Gelişmenin Arka Planı
Son skandallar arasında, eski bir pediatri doktorunun 25 yıl boyunca yüzlerce çocuğu istismar ettiği iddiaları ve ulusal çapta yankı uyandıran bir dizi üniversite kampüsü tecavüz vakası bulunuyor. Mağdurların ifadeleri, polis soruşturmalarının yetersizliğini, savcılıkların şikayetleri ciddiye almama eğilimini ve yargı süreçlerinde mağdurların ikincil travmaya maruz kaldığını ortaya koyuyor. Podevin-Favre, "Her gün yeni bir skandal duyuyoruz, ancak bu buzdağının sadece görünen kısmı. Mağdurlar uzun yıllar sessiz kalıyor çünkü konuştuklarında kendilerine inanılmayacağını biliyorlar" dedi.
Fransa'da cinsel şiddetle mücadele eden sivil toplum kuruluşları, yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını savunuyor. 2018'de kabul edilen ve cinsel saldırı tanımını genişleten yasa, uygulamada etkisiz kalıyor. Ayrıca, çocuklara yönelik istismarda zamanaşımı sürelerinin kısalığı da sık eleştirilen bir konu. Podevin-Favre, "Adalete erişim, mağdurlar için hala büyük bir engel. Reşit olmayanlar için zamanaşımı süresi 30 yıla çıkarılmalı ve bu süre reşit olma yaşından itibaren başlamalı" diyerek yasal değişiklik çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'daki bu skandal dalgası, sadece ülke içinde değil, Avrupa genelinde de yankı buluyor. Avrupa Birliği, cinsel şiddetle mücadelede ortak bir çerçeve oluşturmaya çalışırken, Fransa'daki örnekler bu çabaların ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. 2021'de Avrupa Konseyi'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme tartışmaları cinsel şiddetle mücadeledeki kırılganlığı ortaya koymuştu. Podevin-Favre, "Küresel bir hareket olmadan, bu kültürü dönüştürmek imkansız. #MeToo hareketi bir başlangıçtı, ancak sistemik değişim yaratmaktan uzak" ifadelerini kullandı.
Fransa'da cinsel şiddet mağdurlarına yönelik barolar ve hastaneler bünyesinde özel birimler oluşturulsa da, bu birimlerin sayısı yetersiz ve finansmanı istikrarlı değil. Özellikle kırsal bölgelerde mağdurların destek alması neredeyse imkansız hale geliyor. Podevin-Favre, "Koruma kültürü, sadece yasalar değil, aynı zamanda eğitim, sağlık ve polis teşkilatının yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor" diyerek bütüncül bir yaklaşım çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki cinsel istismar skandalları ve sistemik başarısızlıklar, Türkiye'de de benzer sorunların gündeme gelmesine neden olabilir. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi nedeniyle uluslararası alanda eleştirilen bir konumda. Fransa örneği, yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını, toplumsal zihniyet dönüşümü ve kurumsal reform ihtiyacını ortaya koyuyor. Türkiye'de de cinsel şiddet mağdurlarının adalete erişim ve destek mekanizmalarındaki eksiklikler benzer tartışmalar yaratıyor. Fransa'daki gelişmeler, Türkiye'nin sivil toplum ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirmesi için bir fırsat sunabilir. Ancak mevcut politikalar göz önüne alındığında, kısa vadede bu alanda bir değişim beklenmemektedir.