Fransa'da polisin bir protesto hareketine sızdığı iddiaları üzerine ortaya çıkan ve sosyal medyada hızla yayılan “Bismillah, karanlık” ifadesi, kısa sürede hükümet karşıtı gösterilerin sembolü haline geldi. Olay, polisin göstericiler arasına sızdığı iddiasıyla ilgili bir video kaydının ortaya çıkmasıyla başladı. Videoda bir polis memurunun, göstericilere “Bismillah, karanlık” diyerek yaklaştığı ve ardından gözaltı işlemi başlattığı öne sürüldü. Bu ifade, Müslüman topluluklara yönelik bir klişe olarak algılandı ve protestocular tarafından ironik bir şekilde sahiplenildi.
Olayın arka planı: Polis sızması iddiası ve viral olan video
Olayın ayrıntılarına göre, Fransa'nın çeşitli şehirlerinde düzenlenen ve hükümetin politikalarını protesto eden gösterilerde, polisin göstericiler arasına sızdığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Özellikle Paris ve Marsilya'da yaşanan olaylarda, kolluk kuvvetlerinin göstericileri provoke ettiği ve yasadışı gözaltılar gerçekleştirdiği iddia edildi. Bir göstericinin cep telefonuyla kaydettiği görüntülerde, sivil giyimli bir polis memurunun “Bismillah, karanlık” diyerek göstericilere müdahale ettiği ve ardından kelepçe taktığı görülüyor. Video, sosyal medyada binlerce kez paylaşıldı ve “Bismillah, karanlık” ifadesi, polisin ötekileştirici diline karşı bir protesto sloganı olarak benimsendi. Göstericiler, bu ifadeyi pankartlara yazarak ve sosyal medyada hashtag olarak kullanarak yaygınlaştırdı.
Fransa İçişleri Bakanlığı, iddiaları araştırdığını ancak henüz resmi bir açıklama yapmadığını duyurdu. Olay, Fransa'da polis şiddeti ve ayrımcılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İnsan hakları örgütleri, polisin bu tür ifadelerle Müslümanları hedef aldığını ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirterek soruşturma çağrısı yaptı. Öte yandan, hükümet yetkilileri, polisin gösterilerde provokasyonlara karşı kendini savunduğunu öne sürdü. Olayın ardından birçok şehirde polis karşıtı gösteriler düzenlendi ve “Bismillah, karanlık” sloganı atıldı.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve Müslüman karşıtlığı
Fransa'da yaşanan bu olay, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ ve İslamofobi dalgasıyla yakından ilişkili. Son yıllarda Fransa'da Müslümanlara yönelik ayrımcı uygulamalar, başörtüsü yasakları ve cami kapatmaları gibi konular sıkça gündeme geliyor. “Bismillah, karanlık” ifadesi, bu tür ayrımcı söylemlerin bir yansıması olarak görülüyor. Avrupa Birliği temel haklar ajansı, Müslümanlara yönelik nefret suçlarında artış olduğunu raporluyor. Olay, aynı zamanda Fransa'daki sosyal medyanın gücünü ve protesto kültürünün dönüşümünü gösteriyor. Göstericiler, geleneksel medya yerine dijital platformları kullanarak mesajlarını hızla yayıyor ve küresel bir dayanışma ağı oluşturuyor. Bu durum, hükümetlerin kontrolünü zorlaştırırken, insan hakları savunucuları için yeni bir mücadele alanı yaratıyor.
Fransa'da 2023 yılında emeklilik reformu ve polis şiddeti nedeniyle patlak veren gösteriler, “Bismillah, karanlık” sloganıyla yeni bir ivme kazandı. Olay, sadece Fransa'da değil, Belçika ve Almanya gibi ülkelerde de yankı buldu. Avrupa Parlamentosu'ndaki bazı milletvekilleri, Fransa'yı polis şiddeti ve ayrımcılık konusunda eleştirdi. Bu gelişmeler, Avrupa'da azınlık hakları ve ifade özgürlüğü tartışmalarını derinleştiriyor. Ayrıca, olayın Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde geniş yankı uyandırdığı ve sosyal medyada dayanışma mesajları paylaşıldığı gözlemleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da yaşanan bu olay, Türkiye'deki kamuoyunda da yakından takip ediliyor. “Bismillah, karanlık” ifadesinin Müslümanları hedef alan bir söylem olarak algılanması, Türkiye'nin Avrupa'daki Müslüman azınlıkların hakları konusundaki hassasiyetini artırıyor. Türk hükümeti, son yıllarda Avrupa'da yükselen İslamofobi ve ayrımcılığa karşı sık sık uyarılarda bulunuyor ve uluslararası platformlarda girişimlerde bulunuyor. Olay, Türkiye'nin Fransa ile olan ilişkilerinde zaman zaman gerginliğe yol açan laiklik ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme getirebilir. Ayrıca, Fransa'daki Türk toplumu ve Müslümanlar üzerindeki olası etkileri açısından da dikkatle izleniyor. Türkiye, Avrupa'daki Müslümanların haklarını savunmaya devam ederken, bu tür olaylar ikili ilişkilerde yeni bir test olabilir.