Fransa'da aşırı sağın amiral gemisi Ulusal Birlik (RN), kurucusu Jean-Marie Le Pen'in kızı Marine Le Pen'in liderliğinde, yıllar içinde siyasi bir günah keçisi olmaktan çıkarak ülkenin en popüler siyasi gücü haline geldi. FRANCE 24 muhabiri Solange Mougin'in aktardığına göre, parti göçmen karşıtı ve aşırı sağcı söylemini terk etmemesine rağmen bu dönüşümü başardı. Peki, bu 'dediabolisation' (şeytanından arınma) süreci nasıl işledi?
Le Pen hanedanının dönüşümü
Ulusal Birlik, 1972 yılında Jean-Marie Le Pen tarafından Ulusal Cephe (FN) adıyla kuruldu. Uzun yıllar boyunca parti, ırkçı ve antisemitik söylemleriyle damgalandı ve siyasi sistem tarafından dışlandı. Ancak Marine Le Pen'in 2011'de parti başkanı olmasıyla birlikte köklü bir değişim başladı. Le Pen, partinin imajını yumuşatmak için babasını 2015'te Yahudi soykırımıyla ilgili tartışmalı açıklamaları nedeniyle partiden ihraç etti ve parti ismini 2018'de Ulusal Birlik olarak değiştirdi.
Marine Le Pen, ekonomik milliyetçilik, refah devleti savunusu ve AB karşıtlığı gibi temaları öne çıkararak partinin oy tabanını genişletti. 2017 ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalarak Emmanuel Macron karşısında önemli bir oy oranı elde etti. 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ise %31,5 oyla RN, Cumhurbaşkanı Macron'un Rönesans partisini açık ara geride bıraktı.
Partinin yükselişi, Fransa'da göçmen karşıtlığı ve güvenlik endişelerinin birleşimine dayanıyor. Le Pen, İslamofobik söylemleri ve ulusal kimlik vurgusunu sürdürürken, ekonomik popülizmle geniş kitlelere hitap ediyor. Örneğin, emeklilik yaşının düşürülmesi ve enerji fiyatlarının dondurulması gibi vaatlerle işçi sınıfının desteğini alıyor.
Avrupa'da yankıları ve küresel bağlam
Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Avrupa genelindeki benzer trendlerle paralellik gösteriyor. İtalya'da Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri, Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD) ve Hollanda'da Özgürlük Partisi gibi partiler de benzer stratejilerle oy oranlarını artırıyor. Bu partiler, göçmen karşıtlığını ulusal egemenlik vurgusuyla birleştirerek ana akım siyasetin söylemlerini dönüştürüyorlar.
Macron, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ardından meclisi feshederek erken seçim kararı aldı. Bu hamle, RN'nin iktidara yürüyüşünü durdurma çabası olarak görülüyor. Ancak anketler, RN'nin 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iddialı olduğunu gösteriyor. Fransa'daki bu siyasi deprem, AB içinde göç ve entegrasyon politikalarının yeniden tartışılmasına yol açmış durumda. Ayrıca, Le Pen'in iktidara gelmesi halinde AB'nin işleyişinde köklü değişiklikler olabileceği belirtiliyor.
Partinin 'şeytanından arınma' süreci, bazı eleştirmenlerce sadece bir yüzey değişikliği olarak görülüyor. Radikal söylemlerin yumuşatılmasına karşın, parti programında göçmenlere yönelik ayrımcı düzenlemeler ve ulusal kimlikçi politikalar yer almaya devam ediyor. Uzmanlara göre, Marine Le Pen'in başarısı, aşırı sağın ana akımlaştırılması sürecinin en somut örneği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye-AB ilişkileri ve Türk diasporası açısından kritik önem taşıyor. RN'nin Türkiye'nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkması ve göçmen karşıtı politikaları, Fransa'daki Türk toplumunu doğrudan etkileyebilir. Le Pen'in iktidara gelmesi halinde Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerde gerginlikler artabilir; özellikle Doğu Akdeniz, Libya ve Suriye konularında Ankara'nın Avrupa'da önemli bir müttefiki kaybetmesi anlamına gelebilir. Ayrıca, aşırı sağ dalgasının Avrupa genelinde yayılması, Türkiye'nin AB ile müzakere sürecini daha da zorlaştırabilir.