Fransa, 2025 Birleşmiş Milletler Okyanus Zirvesi'nde belirlenen hedeflere ulaşma yolunda önemli bir adım atarak üç yeni deniz koruma alanı ilan etti. Fransız hükümetinden yapılan açıklamada, 'güçlü koruma' statüsü verilen bu bölgelerin ana karada, Batı Hint Adaları'nda ve Fransız Güney ve Antarktika Toprakları'nda yer aldığı belirtildi. Bu karar, Fransa'nın 2030 yılına kadar deniz alanlarının yüzde 30'unu koruma altına alma taahhüdünün bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Fransa, dünyanın en geniş deniz yetki alanlarına sahip ülkelerinden biri olarak okyanus koruma konusunda öncü rol üstleniyor. Yeni ilan edilen koruma bölgeleri, biyolojik çeşitliliğin korunması, balık stoklarının yenilenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından kritik öneme sahip. Akdeniz'deki bölge, deniz çayırları ve mercan resifleri gibi hassas ekosistemleri barındırırken; Karayipler'deki bölge, nesli tükenme tehlikesi altındaki deniz kaplumbağaları ve köpekbalıkları için önemli bir yaşam alanı sunuyor. Güney Okyanusu'ndaki bölge ise küresel iklim düzenlemesinde kilit rol oynayan ve benzersiz bir deniz yaşamına ev sahipliği yapan bir alan.
Fransız hükümeti, bu bölgelerde her türlü endüstriyel faaliyeti yasaklayarak 'güçlü koruma' statüsünü uygulamaya koydu. Buna göre, balıkçılık, madencilik, petrol ve gaz arama gibi ekonomik faaliyetler tamamen yasaklanırken, yalnızca bilimsel araştırma ve sınırlı geleneksel balıkçılığa izin verilecek. Bu adım, Fransa'nın ulusal deniz koruma ağını genişletme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ülke, 2022'de de Kerguelen Adaları çevresinde büyük bir koruma alanı oluşturmuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa'nın bu hamlesi, uluslararası toplumun okyanus koruma hedeflerine ulaşma çabalarına ivme kazandırabilir. BM Okyanus Zirvesi'nde kabul edilen hedefler, 2030 yılına kadar dünya denizlerinin yüzde 30'unun koruma altına alınmasını öngörüyor ancak şu anda bu oran yalnızca yüzde 8 civarında. Fransa gibi büyük deniz alanlarına sahip ülkelerin adımları, küresel ortalamayı yükseltme potansiyeline sahip.
Avrupa Birliği'nin lider ülkelerinden biri olan Fransa'nın bu kararı, AB'nin Yeşil Mutabakat kapsamındaki deniz koruma hedefleriyle de uyumlu. AB üyesi diğer ülkelerin, Fransa'nın örneğini izleyerek daha iddialı deniz koruma politikaları benimsemesi bekleniyor. Öte yandan, bazı balıkçılık grupları ve enerji şirketleri, yeni koruma bölgelerinin ekonomik faaliyetlerini kısıtlayacağı endişesini dile getiriyor. Hükümet, bu endişeleri gidermek için alternatif alanlar ve geçiş dönemi destekleri sunacağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın deniz koruma alanlarını genişletmesi, Türkiye'nin Akdeniz ve Ege'deki deniz politikaları açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Fransa, Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerinde Türkiye ile zaman zaman karşı karşıya gelen bir ülke olarak, deniz koruma alanlarını ulusal yetki alanlarını genişletmek için kullanma eğiliminde. Bu durum, münhasır ekonomik bölge (MEB) tartışmalarında Fransa'ya el güçlendirici bir koz verebilir. Ayrıca, AB'nin deniz koruma hedeflerine uyum sağlamak isteyen Türkiye'nin de kendi deniz alanlarında benzer koruma bölgeleri oluşturma baskısıyla karşılaşması muhtemel. Uzun vadede, sürdürülebilir balıkçılık ve deniz biyoçeşitliliğinin korunması gibi alanlarda Fransa ile iş birliği fırsatları doğabilir.