Fransa'da 24 Eylül Pazar günü yapılan Senato seçimlerinin resmi olmayan sonuçlarına göre, Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi, ilk kez üst mecliste bir parlamento grubu oluşturma hakkını elde etti. Bu gelişme, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı aydan kısa bir süre kala aşırı sağın kurumsal siyasetteki etkisini artırdığını gösteriyor. RN, Senato'daki 348 sandalyeden en az 15'ini kazanarak grup kurma eşiğini aştı. Seçimler, senatörlerin büyük seçiciler kurulu tarafından yenilendiği dolaylı bir sistemle gerçekleşti.
Aşırı sağın yükselişi ve Senato'daki yeni denge
Ulusal Birlik, daha önce Senato'da yalnızca birkaç sandalyeye sahipti ve grup kuracak sayıya ulaşamamıştı. Bu seçimde elde ettiği başarı, partinin yerel yönetimlerdeki artan temsil gücünün bir yansıması olarak değerlendiriliyor. RN, özellikle kırsal bölgelerde ve küçük belediyelerde etkisini genişletmiş durumda. Senato'daki grup statüsü, partinin komisyon çalışmalarına katılma, gündem belirleme ve yasa teklifi sunma gibi parlamenter haklardan daha etkin yararlanmasını sağlayacak.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un merkezci ittifakı ve sağcı Cumhuriyetçiler (LR) ise Senato'daki çoğunluklarını korudu. Ancak RN'in yükselişi, sağ blok içindeki dengeleri sarsabilir. Cumhuriyetçiler, uzun süredir Senato'nun hâkimi konumunda; fakat aşırı sağın güçlenmesi, LR içindeki bazı kanatların RN ile işbirliğine daha açık hale gelmesine yol açabilir. Bu durum, Fransız siyasetinde ana akım sağ ile aşırı sağ arasındaki sınırın daha da bulanıklaşması riskini taşıyor.
Seçim sonuçları, RN'in 2022 genel seçimlerinde elde ettiği 89 milletvekili ile Ulusal Meclis'te zaten önemli bir güç olduğunu gösteriyordu. Şimdi Senato'da da grup kurması, partinin yasama sürecindeki etkisini pekiştirecek. Le Pen, seçim sonrası yaptığı açıklamada, "Fransız halkının sesi artık Senato'da daha güçlü duyulacak" dedi. Ancak RN'in Senato'daki sandalye sayısı hâlâ sınırlı; grup kuracak sayıya ulaşsa da yasaları tek başına engelleme gücü yok.
2027 seçimleri öncesi stratejik önem
Bu gelişme, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde RN'in kurumsal meşruiyetini artırma çabasının bir parçası. Parti, uzun yıllar boyunca "sistem karşıtı" bir imajla anılıyordu; ancak son yıllarda yerel seçimlerde ve parlamentoda elde ettiği başarılar, onu ana akım siyasetin bir aktörü haline getirdi. Senato'daki grup statüsü, RN'in yasa yapım sürecine daha fazla dahil olmasını ve medyada daha fazla görünürlük kazanmasını sağlayacak. Ayrıca, parti içi disiplini güçlendirecek ve 2027 için daha geniş bir seçmen tabanına ulaşma imkânı verecek.
Fransa'da Senato, doğrudan halk tarafından seçilmez; belediye meclis üyeleri, il genel meclisleri ve milletvekillerinden oluşan bir seçiciler kurulu tarafından belirlenir. Bu nedenle Senato seçimleri, yerel seçimlerin bir yansıması olarak görülür. RN'in burada kazandığı sandalyeler, partinin yerel yönetimlerdeki ağını genişlettiğini gösteriyor. Özellikle 2026 belediye seçimleri öncesinde bu başarı, RN için moral kaynağı oldu.
Öte yandan, sol ittifak ve çevre partileri Senato'da bekledikleri ilerlemeyi kaydedemedi. Sosyalist Parti ve Yeşiller, birkaç sandalye kazanmakla yetindi. Bu durum, solun yerel düzeyde hâlâ etkili olamadığını ortaya koyuyor. Aşırı sağın yükselişi, sol partiler için uyarı niteliğinde. 2027'de solun birleşik bir aday çıkarıp çıkaramayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Avrupa ve küresel bağlam
Fransa'daki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağın yükseliş trendinin bir parçası. İtalya'da Giorgia Meloni başbakan, Hollanda'da Geert Wilders'in partisi seçimlerden birinci çıktı, Almanya'da AfD anketlerde ikinci sırada. Fransa'da RN'in Senato'da grup kurması, bu dalganın kurumsal siyasete ne kadar nüfuz ettiğini gösteriyor. Avrupa Birliği içinde aşırı sağ partiler, göç, güvenlik ve ekonomik korumacılık gibi konularda ortak bir söylem geliştiriyor. Fransa'da RN'in güçlenmesi, AB'nin gelecekteki karar alma süreçlerinde daha fazla frenleyici bir rol oynayabilir.
Fransa, AB'nin motor güçlerinden biri ve NATO'nun önemli bir üyesi. Aşırı sağın yükselişi, Paris'in dış politika yönelimini etkileyebilir. RN, tarihsel olarak Avrupa şüphecisi bir çizgide; ancak Le Pen son yıllarda partinin imajını yumuşatma çabası içinde. Yine de RN'in güçlenmesi, Fransa'nın Ukrayna'ya desteği, göç politikaları ve AB reformları konusunda belirsizlik yaratabilir. Özellikle 2027'de Le Pen'in cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, Fransa'nın AB ve NATO içindeki rolü ciddi şekilde sorgulanacaktır.
Senato seçimleri, Fransa'da siyasi tablonun ne kadar parçalanmış olduğunu bir kez daha gösterdi. Macron'un merkezci ittifakı, hem sol hem de aşırı sağın baskısı altında. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden süreçte, RN'in yükselişi ana akım partileri daha sert politikalara itebilir. Bu da Fransa'nın iç ve dış politikasında daha istikrarsız bir döneme işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye-AB ilişkileri açısından dikkatle izlenmeli. RN, tarihsel olarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan ve Ermeni iddialarını destekleyen bir çizgide. Partinin Senato'da grup kurması, Fransa'nın Türkiye karşıtı söylemlerinin kurumsal düzeyde daha güçlü yankı bulmasına yol açabilir. Ancak Fransa'nın dış politikası hâlâ cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından belirleniyor; Senato'nun bağlayıcılığı sınırlı. Yine de 2027 seçimleri öncesinde RN'in güçlenmesi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Fransa'nın daha zorlayıcı bir aktör olma ihtimalini artırıyor.