Fransa, Müslüman ibadetinde yaygın olarak kullanılan Kur'an ayetleri ve İslami metinleri gerekçe göstererek ülkenin güneyindeki bir camiyi kapattı. İçişleri Bakanlığı tarafından alınan karar, camideki bazı metinlerin 'nefreti ve şiddeti teşvik ettiği' iddiasına dayandırıldı. Yetkililer, söz konusu metinlerin Fransa'nın laiklik ilkeleriyle bağdaşmadığını öne sürdü. Cami yönetimi ise karara tepki göstererek, bunun Müslüman topluma yönelik ayrımcılığın yeni bir örneği olduğunu savundu. Olay, Avrupa'da artan İslam karşıtlığı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Fransa İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Beaucaire kentinde bulunan ve 'La Providence' adıyla bilinen caminin, ibadet sırasında kullanılan bazı metinlerin 'Cumhuriyet'in değerlerine aykırı' olduğu gerekçesiyle kapatıldığını duyurdu. Bakan, söz konusu metinlerin Müslüman dünyasında yaygın olarak okunan Kur'an ayetlerini ve hadisleri içerdiğini, ancak bunların 'şiddeti meşrulaştıran' yorumlarla birlikte kullanıldığını iddia etti.
Cami yönetimi, kararın hukuki dayanağını sorgularken, avukatları aracılığıyla idare mahkemesine başvuracaklarını açıkladı. Cami imamı, yaptığı yazılı açıklamada, 'Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin okunmasının suç sayılması, ifade özgürlüğüne ve din özgürlüğüne açık bir saldırıdır' ifadelerini kullandı. Beaucaire Belediye Başkanı Julien Sanchez ise kararı destekleyerek, 'Cumhuriyetimizin değerleri her şeyin üzerindedir' dedi.
Fransa'da son yıllarda artan sayıda cami, 'aşırıcılık' gerekçesiyle kapatılıyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2020'den bu yana ülkede 20'den fazla cami ve Müslüman ibadet yeri kapatıldı. Bu uygulamalar, özellikle Müslüman toplumun yoğun olduğu bölgelerde tedirginlik yaratıyor. Beaucaire'deki cami, yaklaşık 300 kişilik cemaatiyle bölgenin önemli ibadet merkezlerinden biri olarak biliniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, yalnızca Fransa'yı değil, Avrupa genelindeki Müslüman toplulukları yakından ilgilendiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), daha önce verdiği kararlarda din özgürlüğünün sınırlarının devletler tarafından belirlenebileceğini, ancak bu sınırlamaların orantılı ve meşru olması gerektiğini vurgulamıştı. Fransa'daki bu uygulamanın AİHM'de tartışılması durumunda, benzer davalara emsal teşkil edebileceği belirtiliyor.
Uluslararası alanda, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve çeşitli Müslüman ülkeler, Fransa'nın bu tür uygulamalarını kınayan açıklamalar yaptı. Türkiye'den de benzer tepkiler geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptığı açıklamada, 'Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin ibadet amacıyla okunmasının engellenmesi, din ve vicdan hürriyetinin açıkça ihlalidir' ifadelerini kullandı.
Fransa'daki bu gelişmeler, ülkedeki laiklik anlayışının yeniden tartışılmasına neden oluyor. Bazı siyasi analistler, hükümetin özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde milliyetçi seçmenin desteğini almak için bu tür sert önlemleri artırdığını savunuyor. Aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in seçim anketlerinde güçlü bir konumda olması, bu değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Fransa'daki bu kararı yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce Fransa'nın İslam karşıtı politikalarını sert dille eleştirmiş ve 'Fransa'da Müslümanlara yönelik ayrımcılık artık bir devlet politikası haline gelmiştir' ifadelerini kullanmıştı. Bu kapatma kararı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Müslüman toplulukların haklarını savunma girişimlerini yeniden gündeme getirebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği ile ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Türkiye'nin özellikle din özgürlüğü konusunda Avrupa kurumları nezdinde girişimlerde bulunması bekleniyor.