Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, yaptığı açıklamada İran'ın nükleer programına ilişkin nihai bir anlaşma sağlanana kadar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Tahran'a yönelik yaptırımlarının kaldırılmasına onay vermeyeceklerini bildirdi. Barrot, bu tutumun Fransa'nın nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusundaki kararlılığının bir yansıması olduğunu ifade ederken, uluslararası toplumun İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri konusunda somut adımlar atana kadar mevcut yaptırım rejiminin sürmesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Fransa'nın bu sert çıkışı, İran ile Batılı güçler arasında devam eden nükleer müzakerelerin kritik bir aşamaya geldiği bir dönemde gerçekleşti. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşma, ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle fiilen askıya alınmıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme seviyesini ve stok miktarını anlaşma sınırlarının çok üzerine çıkararak nükleer programını hızlandırdı. Fransa, Almanya ve İngiltere'nin oluşturduğu E3 ülkeleri, İran'ı nükleer faaliyetlerini sınırlandırmaya ikna etmek için son haftalarda yoğun diplomatik çaba harcıyor. Ancak Barrot'un açıklaması, Batılı güçlerin yaptırımların kaldırılması konusunda taviz vermeye niyetli olmadığını ortaya koydu.
Barrot, Fransa'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisini kullanarak İran yaptırımlarının kaldırılmasını engelleyebileceğini ima etti. Fransız Bakan, "İran'ın nükleer programına ilişkin tüm endişelerimiz giderilmeden yaptırımların kaldırılması söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Paris yönetiminin Tahran'a yönelik tutumunda bir sertleşmeye gittiğinin göstergesi olarak yorumlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Ortadoğu'da güç dengelerini doğrudan etkileyen bir konu. Körfez ülkeleri ve İsrail, Tahran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını kırmızı çizgi olarak tanımlıyor. Fransa'nın bu tutumu, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından memnuniyetle karşılandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Fransa'nın İran'ın nükleer emellerine karşı kararlı duruşu bölgede istikrar için önemli" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Fransa'nın tutumuna destek verdiğini belirtti.
Küresel ölçekte ise ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'la nükleer müzakerelere yeniden başlama sinyali vermiş ancak ilerleme kaydedilememişti. Fransa'nın bu çıkışı, Avrupa Birliği'nin (AB) İran politikasında birliği sağlama çabalarını da etkileyebilir. Almanya ve İngiltere'nin Fransa ile aynı çizgide olduğu bilinirken, Çin ve Rusya'nın İran yaptırımlarının kaldırılmasına daha sıcak baktığı belirtiliyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, "Yaptırımların kaldırılması, müzakere sürecinin doğal bir parçasıdır. İran'ın nükleer hakları tanınmalı" dedi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Fransa'nın bu sert tavrını "yapıcı bulmadığını" söyledi.
Ekonomik boyutta ise İran'ın yaptırımlar nedeniyle günlük 1,5 milyon varil petrol ihracatı yapabildiği, bunun ülke ekonomisi için ciddi bir darboğaz oluşturduğu biliniyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, İran'ın petrol ihracatı 2018 yılında 2,5 milyon varil iken yaptırımların etkisiyle 2020'de 0,5 milyon varile kadar düşmüştü. Ancak son dönemde Çin'e yapılan kaçak satışlarla bu rakamın 1,5 milyon varile yükseldiği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın bu tutumu, Türkiye'nin enerji politikası ve bölgesel diplomasisi açısından kritik. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor. Yaptırımların devam etmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini risk altına alabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran'la iş birliği yapan Türkiye, yaptırım baskısı altındaki bir İran'la diplomatik ilişkilerini yürütmek zorunda kalabilir. Türkiye'nin nükleer enerji santrali Akkuyu'da güvenlik denetimleri konusunda İran'ın nükleer kapasitesi de dolaylı etki yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin hem Batı'yla hem de İran'la dengeli bir dış politika izlemesi gerekiyor. Fransa'nın bu hamlesi, Türk diplomatların bölgede manevra alanını daraltabilir.