Fransa'da bu yaz yaşanan rekor sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları, halk arasında 'eko-anksiyete' (iklim kaygısı) olarak adlandırılan ciddi bir psikolojik krizi tetikledi. Ülke genelinde yüz binlerce kişinin etkilendiği bu durum, bazı insanları felç eden panik ataklara, iş göremezliklere ve en ağır vakalarda intihar düşüncelerine kadar varan ciddi sonuçlara yol açıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin sadece fiziksel çevreyi değil, aynı zamanda toplumun ruh sağlığını da tehdit ettiğini vurguluyor.
Eko-Anksiyete Nedir ve Nasıl Yayılıyor?
Eko-anksiyete, çevresel felaketlere ve iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkan kronik bir korku, endişe ve umutsuzluk hali olarak tanımlanıyor. Fransa'da psikologlar, özellikle son üç ayda bu şikayetle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış gözlemlediklerini ifade ediyor. Yaz aylarında termometrelerin 40 dereceyi aştığı, nehirlerin kuruduğu ve orman yangınlarının Güneybatı Fransa'da binlerce hektarlık alanı küle çevirdiği düşünüldüğünde, bu kaygının doğal olduğu belirtiliyor. Ancak durum yalnızca doğrudan etkilenen bölgelerle sınırlı değil; büyük şehirlerde yaşayanlar da görsel ve haber akışı yoluyla bu felaketleri deneyimleyerek benzer psikolojik belirtiler geliştirebiliyor.
Psikiyatrist Dr. Élise Moreau, yaptığı açıklamada, 'Son haftalarda kliniklerimize başvuran genç yetişkinlerde ve orta yaş grubunda ciddi anksiyete bozuklukları görüyoruz. Bu kişilerin büyük bir kısmı, yaşadıkları bölgenin geleceği ve çocuklarının güvenliği konusunda yoğun bir umutsuzluk içinde. Bazı hastalarımız işlerine odaklanamıyor, uyuyamıyor ve sürekli olarak yangın haberlerini takip etme ihtiyacı duyuyor.' ifadelerini kullandı. Moreau, bu durumun artık 'bir fobiden öte, kolektif bir travma' haline geldiğini sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliğinin Psikolojik Etkileri
Fransa'nın yaşadığı bu durum, aslında küresel bir olgunun Avrupa'daki en somut örneğini teşkil ediyor. İklim değişikliğiyle mücadele alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, hükümetlerin yeterli adımı atmamasının kaygıyı daha da artırdığını savunuyor. Çevre psikolojisi uzmanları, eko-anksiyetenin özellikle genç nesiller arasında yaygın olduğunu ve bunun toplumsal bir harekete dönüşebileceğini belirtiyor. Nitekim Fransa'da bu yaz yapılan anketlere göre, 18-30 yaş arası katılımcıların %68'i iklim değişikliği konusunda kaygılı ya da çok kaygılı olduğunu ifade etti. Bu oran, 50 yaş üzerinde %34'e düşüyor.
Uzmanlar, bu psikolojik yükün altından kalkmak için hükümetlerin iklim politikalarında kararlı ve şeffaf adımlar atması gerektiğini, ayrıca psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Fransız hükümeti, yangınlarla mücadele için ek uçaklar ve itfaiye ekipleri görevlendirirken, ormanların yeniden ağaçlandırılması ve su kaynaklarının korunması için programlar başlattı. Ancak bu önlemlerin eko-anksiyeteyi azaltmada yeterli olup olmayacağı tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu gelişme, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun yaşayan ülkelerden biri. Yaz aylarında artan sıcaklıklar, orman yangınları ve kuraklık, Türkiye'de de benzer bir psikolojik etki yaratabilir. Özellikle 2021'de yaşanan büyük orman yangınları, halkta travmatik izler bırakmıştı. Türkiye'nin bu konuda ders çıkarması ve hem çevresel önlemleri artırması hem de ruh sağlığı politikalarına iklim kaygısını dahil etmesi gerekiyor. Bu durum, aynı zamanda kamuoyunda iklim değişikliğiyle mücadele bilincinin artırılması ve sürdürülebilir politikaların güçlendirilmesi için bir fırsat olabilir.