Fransa, İsrail güçlerinin 2010 yılında Gazze Şeridi'ne insani yardım götüren bir filoya düzenlediği baskını savaş suçu ve işkence kapsamında resmen soruşturmaya başladı. Fransız adli makamları, özellikle filoda bulunan Fransız vatandaşlarının maruz kaldığı muameleyi mercek altına alıyor. Soruşturma, İsrail'in uluslararası sularda gerçekleştirdiği ve 10 sivilin ölümüyle sonuçlanan operasyonun hukuki boyutunu yeniden gündeme taşıdı.
Mavi Marmara baskını ve Fransız vatandaşları
31 Mayıs 2010'da, İnsani Yardım Vakfı (İHH) öncülüğünde organize edilen Mavi Marmara gemisi de dahil altı gemilik filo, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıktı. Uluslararası sularda seyreden filoya İsrail Deniz Kuvvetleri tarafından baskın düzenlendi. Baskında 10 Türk vatandaşı hayatını kaybederken, çok sayıda aktivist yaralandı. Fransız vatandaşı aktivistler de gemilerde bulunuyordu ve baskın sırasında kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmişti.
Fransa'da 2010 yılında başlatılan ön soruşturma, uzun süre ilerleme kaydedemeden sonra 2019'da genişletildi ve nihayet resmen savaş suçu ve işkence suçlamalarıyla soruşturmaya dönüştü. Fransız adaleti, İsrail'in askeri müdahalesinin orantılılığını ve uluslararası hukuka uygunluğunu sorguluyor. Soruşturma kapsamında tanık ifadeleri, askeri kayıtlar ve gemideki görüntüler inceleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'nın bu adımı, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası hukukun işlerliği açısından kritik bir dönemeç. Benzer soruşturmalar İspanya, İsveç ve Yunanistan'da da açılmış, ancak çoğu ilerlememişti. Fransa'nın kararlılığı, diğer Avrupa ülkelerine de emsal teşkil edebilir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin 2010 raporu, İsrail'in müdahalesini uluslararası hukuka aykırı bulmuş, ancak İsrail bu raporu reddetmişti.
İsrail yönetimi, Fransa'nın soruşturmasını 'politik bir karar' olarak nitelendirirken, Filistin yönetimi kararı memnuniyetle karşıladı. Soruşturma, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları tartışmalarının da yaşandığı bir dönemde, bölgesel jeopolitiği etkileyebilir. Fransa'nın Doğu Akdeniz'deki çıkarları, özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile işbirliği, bu soruşturmanın diplomatik boyutunu da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mavi Marmara baskını, Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin bir krize yol açmış, Türkiye'nin İsrail Büyükelçisini geri çekmesiyle sonuçlanmıştı. Fransa'nın savaş suçu soruşturması, Türkiye'nin uluslararası hukuk zeminindeki duruşunu güçlendiriyor. Ancak Fransa'nın Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı blokta yer alması, soruşturmanın iki ülke arasındaki ilişkilerde karmaşık bir etki yaratmasına neden olabilir. Türkiye, bu soruşturmayı İsrail'in hesap vermesi gerektiğinin bir göstergesi olarak memnuniyetle karşılarken, aynı zamanda Fransa'nın bölgedeki politikalarına karşı temkinli yaklaşıyor. Olay, uluslararası hukukun çifte standartsız uygulanması ve insan hakları ihlallerinin cezasız kalmaması açısından Türk dış politikasının referans noktalarından birini oluşturuyor.