Fransa, iki yıllık aradan sonra ev sahipliği yaptığı G7 Zirvesi'ne, ülkeler arasında artan görüş ayrılıklarını giderme misyonuyla başlıyor. Pazartesi günü ülkenin doğusundaki Biarritz kentinde başlayan zirvede, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere diğer liderlerle İran, Ukrayna, ticaret savaşları ve büyük teknoloji şirketlerinin regülasyonu gibi kritik başlıklarda bir araya gelecek. Macron, müttefikler arasındaki uçurumları kapatmaya ve ortak bir yol haritası oluşturmaya çalışırken, zirvenin ana teması 'eşitsizlikle mücadele' olarak belirlendi. Ancak Trump'ın son dönemdeki tek taraflı politikaları ve diğer üyelerle artan gerilimler, zirvenin verimliliğine dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Zirvenin Arka Planı: Kim, Nerede, Ne Zaman?
G7 Zirvesi, 24-26 Ağustos 2019 tarihleri arasında Fransa'nın güneybatısındaki Biarritz kentinde düzenleniyor. Zirveye ev sahipliği yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Angela Merkel, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe katılıyor. Avrupa Birliği'ni temsilen AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de zirvede yer alıyor. Zirvenin gündeminde üç ana başlık öne çıkıyor: İran nükleer anlaşması, Ukrayna'daki savaş ve küresel ticaret savaşları.
Macron, zirveden önce yaptığı açıklamada, müttefikler arasında köprüler kurmaya odaklandığını belirtti. Özellikle İran konusunda ABD ile Avrupalı müttefikler arasında derin bir uçurum bulunuyor. ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulaması, İran'ın da anlaşmadaki yükümlülüklerini azaltmasına yol açtı. Macron, bu gerilimi hafifletmek ve İran'ı müzakere masasına döndürmek için yoğun çaba harcıyor. Ukrayna konusunda ise ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları ve askeri yardımları, Avrupalı müttefiklerle uyumlu olmakla birlikte, Trump'ın Putin'le kişisel ilişkisi endişe yaratıyor.
Ticaret savaşları, zirvenin en sıcak gündem maddelerinden biri. ABD, Çin başta olmak üzere birçok ülkeye tarifeler uygularken, Avrupa Birliği'ne de otomobil tarifesi tehdidinde bulunuyor. Macron, bu konuda ortak bir Avrupa pozisyonu oluşturmaya çalışıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi de bir diğer tartışma konusu. Fransa, dijital hizmetler vergisi getirerek ABD merkezli teknoloji devlerini hedef almıştı. Trump ise buna misilleme olarak Fransız şaraplarına ek vergi getirmekle tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran, Ukrayna ve Ticaret
İran meselesi, sadece G7 ülkelerini değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. ABD'nin yaptırımları ve İran'ın anlaşmadaki taahhütlerini askıya alması, Basra Körfezi'nde askeri gerilimi artırdı. Macron, İran'ı anlaşmada tutmak ve ABD'yi de diyaloğa ikna etmek için bir kurtarma planı sunmayı hedefliyor. Ukrayna'da ise Donbas'taki savaş sürerken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, barış görüşmeleri için ABD ve AB'den destek bekliyor. Trump'ın Ukrayna'ya askeri yardımı sorgulaması, Kiev'de endişeye yol açmıştı.
Küresel ticaret savaşları, dünya ekonomisi için ciddi bir risk oluşturuyor. ABD ile Çin arasındaki tarife savaşları, küresel tedarik zincirlerini bozarken, Avrupa da ABD'nin otomobil tarifesi tehdidi altında. Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret savaşlarının 2020'de küresel GSYİH'de yüzde 0,5 kayba yol açabileceği uyarısında bulunuyor. G7 zirvesi, bu konuda ortak bir duruş sergilemek için bir fırsat sunsa da, Trump'ın korumacı politikalarına karşı liderlerin ne kadar uzlaşabileceği belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
G7 Zirvesi'nin sonuçları, Türkiye'yi doğrudan etkileyecek olsa da, dolaylı yansımaları kritik önemde. İran konusunda ABD ile Avrupa arasındaki anlaşmazlık, Türkiye'nin enerji ithalatı ve komşusuyla ilişkileri açısından belirleyici. ABD yaptırımları İran'ı daha da gerilime iterken, Türkiye doğalgaz ve petrol ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılıyor. Ukrayna'da barış görüşmelerinin sonucu, Karadeniz güvenliği ve Kırım'ın statüsüne dair Türkiye'nin çıkarlarını ilgilendiriyor. Ticaret savaşları ise küresel bir durgunluğa yol açarsa, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler bundan olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle Ankara, zirvede alınacak kararları ve liderlerin uzlaşma düzeyini yakından takip ediyor.