Fransa'da 11 yaşındaki Lyhanna’nın vahşice öldürülmesinin ardından ülke çapında yükselen öfke dalgası, hükümeti harekete geçirdi. Başbakan Sébastien Lecornu, salı günü yaptığı açıklamada, toplumsal cinsiyet temelli ve cinsel şiddete karşı “kapsamlı” bir yasa tasarısının sonbaharda milletvekilleri tarafından görüşüleceğini duyurdu. Lyhanna’nın ölümü, adalet sisteminde ciddi sistemsel başarısızlıklar olduğu yönündeki suçlamaları da beraberinde getirdi.
Lyhanna cinayeti ve yargıdaki zaaflar
Olay, geçtiğimiz hafta Fransa’nın kuzeyindeki bir kasabada meydana geldi. Lyhanna, okul çıkışı kaçırılmış ve kısa süre sonra ölü bulunmuştu. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelinin, daha önce cinsel suçlardan kaydı olduğu ancak yeterli takip yapılmadığı ortaya çıktı. Bu durum, Fransız yargı sisteminin özellikle çocuklara yönelik cinsel şiddet vakalarında yetersiz kaldığı eleştirilerini alevlendirdi. Muhalefet partileri, hükümeti “gecikmiş ve yetersiz adım” atmakla suçlarken, sivil toplum örgütleri de sokaklara döküldü.
Başbakan Lecornu, yasa tasarısının “önleyici tedbirlerden mağdur korumaya, cezaların caydırıcılığından eğitim seferberliğine” kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacağını belirtti. Özellikle cinsel suçlarda zamanaşımı sürelerinin uzatılması, mağdur ifadelerinin güçlendirilmesi ve çocuk istismarıyla mücadele için özel bir birim kurulması gibi maddelerin ön planda olduğu ifade ediliyor.
Fransa’da cinsel şiddetle mücadele: AB perspektifi
Fransa, Avrupa Birliği genelinde cinsel şiddetle mücadelede öncü ülkelerden biri olarak anılmak istiyor. Ancak Lyhanna cinayeti, ülkedeki mevcut yasaların uygulamada ne kadar yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi. AB düzeyinde de cinsel şiddet tanımının ortaklaştırılması ve dijital ortamda işlenen suçlarla mücadele konusunda yeni düzenlemeler tartışılıyor. Fransa’nın bu tasarısı, AB ülkelerine de örnek teşkil edebilecek nitelikte. Öte yandan, tasarının sonbaharda görüşülecek olması, siyasi taraflar arasında uzun süreli bir pazarlık sürecini de beraberinde getirecek gibi görünüyor.
Uzmanlar, başarılı bir yasa için sadece cezai yaptırımların değil, toplumsal farkındalık ve eğitim politikalarının da kritik olduğunu vurguluyor. Fransa’da her yıl yaklaşık 250 bin kadının cinsel şiddete maruz kaldığı tahmin ediliyor. Bu rakam, sorunun boyutlarını gözler önüne seriyor. Lyhanna’nın ölümü, belki de bu alandaki dönüşümün fitilini ateşleyen trajik bir dönüm noktası oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın bu adımı, Türkiye'de de kadın ve çocuk cinayetlerine karşı benzer yasal düzenlemelerin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin ardından uluslararası eleştirilerin odağında. Fransa'daki gelişme, AB ülkelerinin bu alandaki hassasiyetini göstermesi bakımından, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde de dolaylı bir referans noktası olabilir. Ayrıca, Türk yargı sisteminde de benzer sistemsel sorunlar yaşandığı göz önüne alındığında, Fransa modelinin yakından takip edilmesi faydalı olacaktır.