Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkenin bütçe açığını azaltmak amacıyla gelecek yıl kamu harcamalarını 54 milyar euro kısacaklarını duyurdu. Açıklama, ülkedeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yedi ay kala geldi ve hükümetin yeni bir gösteri dalgasından çekindiği bir dönemde yapıldı.
Bütçe Açığı ve Tasarruf Planının Arka Planı
Fransa, Euro Bölgesi'nin en büyük ikinci ekonomisi olarak uzun süredir yüksek kamu borcu ve bütçe açığıyla mücadele ediyor. Koronavirüs salgını sırasında uygulanan geniş teşvik paketleri ve enerji kriziyle mücadele için verilen destekler, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırdı. Avrupa Birliği'nin mali kuralları, üye ülkelerin bütçe açığının GSYİH'ye oranını %3'ün altında tutmasını gerektiriyor; ancak Fransa bu eşiği yıllardır aşıyor. 2024 yılında açığın GSYİH'ye oranının %5'i aşması bekleniyor. Bu durum, Paris'in Brüksel nezdinde itibarını zedelerken, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimleriyle karşı karşıya kalmasına neden oldu.
Başbakan Lecornu'nun açıkladığı 54 milyar euroluk tasarruf paketi, hükümetin mali disiplini yeniden tesis etme çabasının bir parçası. Ancak paketin detayları henüz netleşmiş değil. Hangi alanlarda kesintiye gidileceği, kamu çalışanlarının maaşlarının dondurulup dondurulmayacağı veya sosyal harcamaların azaltılıp azaltılmayacağı henüz bilinmiyor. Hükümet yetkilileri, kesintilerin "adil ve dengeli" olacağını savunuyor; fakat muhalefet ve sendikalar, bu tür bir kemer sıkma politikasının dar gelirli kesimleri daha fazla vuracağını belirtiyor.
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimleri Nisan 2027'de yapılacak. Seçime yedi ay kala böyle bir tasarruf planının açıklanması, siyasi riskleri beraberinde getiriyor. 2018-2019 yıllarında sarı yelekliler hareketi, akaryakıt zamlarına karşı başlamış ve geniş çaplı protestolara dönüşmüştü. Benzer bir sosyal patlama yaşanmasından endişe ediliyor. Hükümet, iletişim stratejisinde kesintilerin kaçınılmaz olduğunu ve ülkenin mali sürdürülebilirliği için gerekli olduğunu vurguluyor. Ancak kamuoyu yoklamaları, halkın büyük bir kısmının kemer sıkma önlemlerine sıcak bakmadığını gösteriyor.
Avrupa ve Küresel Piyasalar Açısından Boyut
Fransa'nın kamu harcamalarını kısma kararı, sadece ulusal ekonomi için değil, aynı zamanda Euro Bölgesi ve küresel piyasalar için de önemli sonuçlar doğurabilir. Fransa, Almanya ile birlikte Avrupa Birliği'nin motor gücü konumunda. Paris'in mali disiplini sağlaması, Euro'nun istikrarı ve Avrupa Merkez Bankası'nın para politikası üzerinde etkili olacak. Öte yandan, sıkı maliye politikası ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve işsizliği artırabilir. Fransa'nın iç talebindeki olası bir daralma, diğer Avrupa ülkelerine de ihracat kanalıyla yansıyabilir.
Uluslararası yatırımcılar, Fransa'nın borçlanma maliyetlerini yakından takip ediyor. Ülkenin tahvil faizleri, açıklamanın ardından hafif dalgalanma gösterebilir. Eğer tasarruf planı güvenilir bulunursa, Fransız tahvillerine olan talep artabilir ve faizler düşebilir. Aksi halde, piyasa baskısı devam eder. Avrupa Komisyonu, Fransa'nın bütçe açığını azaltma taahhüdünü memnuniyetle karşılayabilir; ancak uygulamanın takipçisi olacağını belirtecektir.
Fransa'daki gelişmeler, Avrupa'daki diğer yüksek borçlu ülkeler için de bir test niteliğinde. İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler, benzer mali konsolidasyon önlemleri almak zorunda kalabilir. Bu durum, Avrupa'da genel bir kemer sıkma dalgasını tetikleyebilir ve siyasi istikrarsızlığı artırabilir. Özellikle aşırı sağ ve sol partilerin yükselişte olduğu bir dönemde, bu tür politikalar popülist söylemleri güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın kamu harcamalarını 54 milyar euro kısma kararı, Türkiye'yi doğrudan etkileyecek bir gelişme olmasa da dolaylı yollardan önem taşıyor. Fransa, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde ve ticari ilişkilerinde kilit bir ortak. Paris'in mali sıkıntıları, AB içindeki ekonomik dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin AB ile olan ekonomik işbirliğini etkileyebilir. Ayrıca, Fransa'daki olası bir ekonomik yavaşlama, Türkiye'nin Fransa'ya olan ihracatını azaltabilir. Turizm açısından da Fransız turist sayısında düşüş yaşanabilir. Savunma sanayi işbirlikleri ise ayrı bir boyut; Fransa'nın bütçe kesintileri, savunma harcamalarına da yansıyabilir ve bu durum NATO içindeki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte Avrupa'daki ekonomik ve siyasi gelişmeleri yakından izlemeli ve ticari ilişkilerini çeşitlendirmeli.