Fransa hükümeti, Perşembe günü 2027 bütçe tasarısını sundu. Tasarı, kamuoyunda pek destek görmeyen kemer sıkma önlemleri içeriyor. Hükümet, bu önlemlerle bütçe açığını düşürmeyi ve gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde giderek daha tedirgin hale gelen tahvil yatırımcılarını yatıştırmayı hedefliyor. Ancak tasarının, derin biçimde bölünmüş parlamentodan geçmesi zor görünüyor. Muhalefet partileri, kemer sıkma politikalarına karşı çıkıyor ve hükümetin ekonomik yönetimini eleştiriyor.
Bütçe açığı ve borç yükü
Fransa'nın bütçe açığı, son yıllarda hızla arttı. 2024'te açığın GSYİH'ya oranı %5,5'e ulaştı ve 2025'te %5,4 olması bekleniyor. Fransa, Avrupa Birliği'nin Maastricht kriterlerinde öngörülen %3'lük açık sınırını uzun süredir aşıyor. Kamu borcu ise GSYİH'nın %110'unu aşmış durumda. Bu tablo, ülkenin borç sürdürülebilirliği konusunda endişeleri artırıyor.
Hükümet, 2027'de açığı %4,5'in altına çekmeyi hedefliyor. Bunun için kamu harcamalarında kesintiye gidilmesi, bazı sosyal yardımların kısılması ve vergi artışları yapılması planlanıyor. Ancak bu önlemler, sendikalar ve sol partiler tarafından sert şekilde eleştiriliyor. Özellikle emeklilik ve sağlık harcamalarındaki kesintiler, geniş kesimlerin tepkisini çekiyor.
Parlamentoda hükümetin mutlak çoğunluğu bulunmuyor. Cumhurbaşkanı Macron'un ittifakı, 2024 erken genel seçimlerinde çoğunluğu kaybetti. Şu anda Ulusal Meclis'te üç büyük blok var: iktidar ittifakı, sol ittifak ve aşırı sağcı Ulusal Birlik. Bütçe tasarısının geçmesi için muhalefetten oy alınması gerekiyor. Ancak hem sol hem de aşırı sağ, kemer sıkma önlemlerine karşı çıkıyor. Bu nedenle tasarının ya değiştirilerek kabul edilmesi ya da hükümetin anayasal yetkilerle bütçeyi onaylaması gündemde. Ancak ikinci yol, siyasi krizi derinleştirebilir.
Yatırımcıların tedirginliği ve piyasa baskısı
Fransa'nın borçlanma maliyetleri, son aylarda arttı. Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faiz farkı, 2024 sonunda 80 baz puana kadar çıktı. Bu, yatırımcıların Fransa'nın borç geri ödeme kabiliyetine ilişkin risk algısının yükseldiğini gösteriyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da Fransa'nın notunu düşürdü. S&P, 2024'te Fransa'nın kredi notunu AA'dan AA-'ye indirdi. Moody's ve Fitch de negatif görünümlerini koruyor.
Yatırımcılar, Fransa'nın bütçe disiplinini sağlayamaması halinde borçlanma maliyetlerinin daha da artacağını ve bunun ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirimleri, bir miktar rahatlama sağlasa da Fransa'nın yapısal sorunları devam ediyor. Ayrıca, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi belirsizlik, yatırımcıların temkinli davranmasına yol açıyor.
Fransa'nın ekonomik performansı, Euro Bölgesi'nin geneli için de önem taşıyor. Fransa, Euro Bölgesi'nin ikinci büyük ekonomisi. Ülkedeki mali sıkıntılar, Euro'nun değerini ve Avrupa Birliği'nin ekonomik istikrarını tehdit edebilir. Özellikle İtalya ve İspanya gibi yüksek borçlu ülkeler de benzer sorunlarla karşı karşıya. Fransa'nın başarısız bir bütçe süreci, diğer ülkelere de olumsuz örnek teşkil edebilir ve piyasalarda bulaşma riski yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın bütçe sıkıntıları ve artan borçlanma maliyetleri, Türkiye'nin ekonomik ve jeopolitik konumunu dolaylı olarak etkiliyor. Avrupa Birliği'nin ekonomik istikrarı, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğu için doğrudan önem taşıyor. Fransa'daki mali daralma, Avrupa'daki talebi azaltabilir ve Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Fransa'nın savunma harcamalarını kısması, NATO içindeki dengeleri değiştirebilir. Türkiye, Fransa ile Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz gibi konularda farklı düşünüyor. Paris'in iç sorunlarla meşgul olması, Türkiye'nin dış politikada daha rahat hareket etmesine olanak tanıyabilir. Ancak Fransa'nın zayıflaması, AB'nin ortak dış politika kapasitesini de azaltabilir.