Fransa'da hükümetin 15 yaş altındaki bireyler için sosyal medya kullanımını yasaklamayı öngören yasa teklifi, Anayasa Konseyi tarafından anayasaya aykırı bulunarak engellendi. Konsey, yasanın ifade özgürlüğünü orantısız biçimde kısıtladığına hükmetti. Karar, dijital çağda çocukların çevrimiçi güvenliği ile temel haklar arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme getirdi. Sosyal medya şirketlerine danışmanlık yapan üst düzey avukat Peter Craddock, FRANCE 24'e yaptığı açıklamada bu sonucun sürpriz olmadığını belirterek, yasanın teknik olarak uygulanabilirliğinin de tartışmalı olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı ve Anayasa Konseyi'nin gerekçesi
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümeti, gençleri çevrimiçi zararlı içeriklerden ve sosyal medyanın olumsuz etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir dijital düzenleme paketi hazırlamıştı. Bu paketin en dikkat çekici maddesi, 15 yaş altındaki kullanıcıların ebeveyn izni olmadan sosyal medya platformlarına erişimini yasaklamayı öngörüyordu. Hükümet, bu adımın çocukların psikolojik gelişimini korumak ve siber zorbalık ile dezenformasyon risklerini azaltmak için gerekli olduğunu savunuyordu.
Ancak Anayasa Konseyi, 6 Haziran 2025 tarihli kararında, söz konusu yasağın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle iptal etti. Konsey kararında, getirilen kısıtlamanın orantısız olduğunu ve 15 yaşın altındaki bireylerin de dijital ortamda bilgiye erişim ve kendini ifade etme haklarının bulunduğunu vurguladı. Konsey, ebeveyn izninin tek başına yeterli bir önlem olabileceğini, tamamen yasaklamanın ise anayasal haklara müdahale anlamına geldiğini belirtti.
Peter Craddock, kararın beklendiği gibi olduğunu ifade ederek, "Bu tür yasaklar genellikle hukuken sıkıntılıdır. Teknoloji şirketleri için yaş doğrulama sistemleri hem pratikte zor hem de kullanıcı verilerinin gizliliği açısından risklidir. Anayasa Konseyi'nin bu yöndeki kararı, yasa koyuculara daha ölçülü düzenlemeler yapmaları yönünde bir uyarı niteliğindedir" dedi. Yürürlüğe girseydi, uygulama aşamasında sosyal medya platformlarından kullanıcıların yaşlarını doğrulamaları istenecekti; bu da birçok teknik ve hukuki sorunu beraberinde getirecekti.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'da dijital düzenleme yarışı
Fransa'daki bu karar, Avrupa Birliği genelinde çocukları dijital tehditlerden korumaya yönelik yasal düzenlemelerin yoğunlaştığı bir dönemde alındı. AB, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) gibi düzenlemelerle çevrimiçi platformlara yönelik kapsamlı kurallar getirmiş durumda. Ancak yaş sınırlaması konusunda üye ülkeler arasında farklı yaklaşımlar bulunuyor.
Fransa'daki girişimin başarısız olması, benzer yasaklar düşünen diğer Avrupa ülkelerini de etkileyebilir. Örneğin, Almanya ve İngiltere'de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler tartışılırken, uzmanlar yaş doğrulamanın pratikte uygulanabilirliği konusunda tereddütler olduğunu dile getiriyor. Öte yandan, Birleşik Krallık'ın yakın zamanda kabul ettiği Çevrimiçi Güvenlik Yasası, sosyal medya şirketlerine reşit olmayan kullanıcıları korumak için daha sıkı yükümlülükler getiriyor.
Dijital haklar savunucuları, Anayasa Konseyi'nin kararını ifade özgürlüğü açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirirken, çocuk hakları savunucuları ise hayal kırıklığına uğradı. Avrupa'da sosyal medya platformlarına yönelik artan denetim baskısı, teknoloji şirketlerinin çocuk güvenliğine yönelik önlemlerini geliştirmeleri yönünde bir ivme yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir yasal düzenleme tartışmaları sürüyor; 2024 yılında TBMM'ye sunulan ve sosyal medya yaş sınırını 13'e çekmeyi öngören yasa teklifi, gündemdeki yerini koruyor. Fransa'daki bu karar, Türkiye'deki yasa koyucular için önemli bir referans niteliği taşıyor. Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğü konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, benzer bir yasağın Türkiye'de de anayasal açıdan sorunlu olabileceği değerlendiriliyor. Ancak Türk hükümeti, çocukların çevrimiçi güvenliği konusunda daha proaktif adımlar atma eğiliminde; bu nedenle Fransa'daki gelişmenin, Türkiye'deki düzenlemelerin şekillenmesinde dikkate alınması muhtemel. Ayrıca, küresel sosyal medya platformlarının Türkiye'deki kullanım oranlarının yüksekliği, bu tür düzenlemelerin toplumsal etkilerini artırıyor; dolayısıyla Fransa kararı, Türkiye'deki dijital politika tartışmalarında önemli bir veri noktası olarak öne çıkıyor.