Fransa'da 11 yaşındaki Lyhanna adlı kız çocuğunun kaçırılıp öldürülmesi, ülkede çocuklara yönelik cinsel şiddetle mücadelede adalet sisteminin başarısızlığını gözler önüne serdi. Ailenin avukatı, yetersiz fonlama ve personel eksikliği nedeniyle bu tür suçların önlenemediğini belirterek hükümete çağrıda bulundu.
Gelişmenin arka planı
Olay, 2026 yılının Haziran ayında Fransa'nın Lyon şehri yakınlarında meydana geldi. Lyhanna, okuldan eve dönerken kaçırıldı ve birkaç gün sonra cesedi bulundu. Yapılan otopsi, kızın cinsel saldırıya uğradığını ve boğularak öldürüldüğünü ortaya koydu. Polis, kısa süre içinde daha önce cinsel suçlardan hüküm giymiş 45 yaşındaki bir şüpheliyi gözaltına aldı.
Lyhanna'nın ailesinin avukatı Maître Dupont, yaptığı açıklamada adalet sisteminin çocukları korumakta yetersiz kaldığını vurguladı. "Lyhanna'nın katili daha önce çocuklara yönelik suçlardan cezaevine girmişti. Serbest kaldıktan sonra gerekli denetim sağlanamadı. Bu, sistemin iflasıdır" dedi. Avukat, adli tıp ve rehabilitasyon hizmetlerine ayrılan bütçenin artırılmasını talep etti.
Olayın ardından Fransa genelinde on binlerce kişi sokağa döküldü. Paris, Lyon, Marsilya ve diğer büyük şehirlerde düzenlenen protestolarda çocukların korunması için daha sıkı yasalar çıkarılması istendi. Protestocular, adalet saraylarının önünde toplanarak "Her çocuk güvende olmalı" ve "Adalet istiyoruz" sloganları attı.
Bölgesel veya küresel boyut
Fransa'da çocuklara yönelik cinsel şiddet vakaları son yıllarda artış gösteriyor. Resmi verilere göre, 2025 yılında 18 yaş altı 15 bin çocuk cinsel saldırı mağduru olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 12 artış anlamına geliyor. Adalet Bakanlığı'nın raporlarına göre, mahkemelerde bu tür davaların işlem süresi ortalama 18 ayı buluyor ve mağdurların sadece yüzde 20'si adli yardım alabiliyor.
Uzmanlar, Fransa'daki bu durumun diğer Avrupa ülkeleri için de uyarıcı olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, Avrupa'da her yıl yaklaşık 1 milyon çocuk cinsel istismara maruz kalıyor. Ancak bu suçların büyük bir kısmı bildirilmiyor veya soruşturma süreci yetersiz kalıyor. Lyhanna davası, bu sorunun ne kadar derin olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocuklara yönelik cinsel şiddet vakaları önemli bir toplumsal sorun olarak öne çıkıyor. Fransız basınında yer alan bu tartışmalar, benzer sorunlarla mücadele eden Türkiye için de ders niteliğinde. Adli sistemin yeterli kaynakla donatılması ve hukuki süreçlerin hızlandırılması, Türkiye'de de çocuk mağdurların korunması açısından kritik. Ayrıca, uluslararası kamuoyunun çocuk hakları konusunda artan hassasiyeti, Türkiye'nin bu alandaki reform çabalarını destekleyebilir.