Gazze Şeridi’nde İsrail saldırıları nedeniyle evlerin yüzde 92’sinden fazlasının hasar gördüğü veya tamamen yıkıldığı bildiriliyor. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarının verilerine göre, 2023 yılının Ekim ayından bu yana devam eden çatışmalarda yaklaşık 1,9 milyon kişi yerinden edildi. Bu durum, bölgede barınma krizini derinleştirirken, halk geçici barınaklarda, okullarda ve hastanelerde yaşam mücadelesi veriyor.
Barınma krizinin boyutları
İsrail’in hava ve kara saldırıları sonucunda Gazze’deki konut stokunun büyük bir kısmı kullanılamaz hale geldi. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla 295 binden fazla konut birimi tamamen yıkıldı. 200 binin üzerinde konut ise ağır hasar aldı. Bu rakamlar, toplam konut stokunun yaklaşık yüzde 65’ine tekabül ediyor. Ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki bölgelerde yıkım oranı yüzde 80’i aşmış durumda. Yerinden edilen ailelerin bir kısmı, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) tarafından işletilen okullara sığınırken, diğerleri sahilde kendi imkanlarıyla çadır kurdu.
Kış koşullarının da etkisiyle barınma krizi giderek ağırlaşıyor. Çadırlarda ve yıkık binaların enkazında yaşamak zorunda kalan binlerce aile, sağlık ve hijyen koşullarının yetersizliği nedeniyle salgın hastalıklarla karşı karşıya. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de hepatit A, tifo ve kolera vakalarında artış olduğunu bildiriyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılar bu koşullardan en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze’deki barınma krizi sadece insani bir felaket olmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarsızlığı da derinleştiriyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, sınırlarına yığılan mülteci dalgasıyla başa çıkmakta zorlanıyor. İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nı kontrol etmesi, yardımların girişini büyük ölçüde kısıtlıyor. BM, Gazze’ye günde en az 500 yardım tırı girmesi gerektiğini belirtirken, mevcut sayı bu rakamın çok altında.
Uluslararası toplumun tepkileri ise bölünmüş durumda. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İsrail’i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlarken, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri İsrail’in kendini savunma hakkını vurguluyor. Bu durum, Gazze’deki insani krize kalıcı bir çözüm bulunmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, çatışmaların bölgeye yayılma riski de artıyor; Hizbullah ve Yemen’deki Husiler, İsrail hedeflerine saldırılar düzenliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze’deki barınma krizi, Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından kritik bir dönemeçtir. Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve BM kararlarını savunan bir pozisyona sahiptir. Ancak insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve kalıcı ateşkes sağlanması konusunda daha aktif bir rol oynaması beklenir. Kriz, Türkiye’nin mülteci yükünü de artırabilir; şu anda 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, olası bir Filistinli mülteci dalgasına karşı hazırlıklı olmalıdır. Ayrıca, Gazze’nin yeniden imarı için Türk inşaat firmalarının devreye girmesi, hem bölgesel hem de ekonomik açıdan fırsatlar sunabilir.