Yeni Zelanda yetkilileri, Flydubai uçağını kaçırmaya teşebbüs ettiği öne sürülen yardımcı pilot Hammam al-Hammami'nin ülkedeki faaliyetlerine ilişkin soruşturma başlattı. Al-Hammami'nin Mayıs 2019'a kadar 175 gün boyunca Yeni Zelanda'da kaldığı ve bu süre zarfında eğitim aldığı belirtiliyor. Olayla ilgili soruşturma genişlerken, Avustralya'daki Yahudi grupları da al-Hammami'nin Melbourne'da geçirdiği zamanın tam olarak araştırılması çağrısında bulundu.
Olayın Arka Planı ve Soruşturmanın Seyri
Flydubai'ye ait bir yolcu uçağını kaçırmaya çalıştığı iddia edilen yardımcı pilot Hammam al-Hammami'nin geçmişi, olayın ardından derinlemesine incelenmeye başlandı. Yeni Zelanda makamları, al-Hammami'nin ülkeye girişinden itibaren 175 gün boyunca ne yaptığını, kimlerle görüştüğünü ve hangi eğitimleri aldığını ortaya çıkarmak için kapsamlı bir soruşturma yürütüyor. Yetkililer, al-Hammami'nin Yeni Zelanda'daki kaldığı süre boyunca herhangi bir yasa dışı faaliyete karışıp karışmadığını ve bu süre zarfında radikalleşip radikalleşmediğini araştırıyor.
Öte yandan Avustralya'daki Yahudi toplumu temsilcileri, al-Hammami'nin Melbourne'da geçirdiği dönemin de aydınlatılması gerektiğini vurguluyor. Avustralya Yahudi Konseyi (ECAJ) sözcüsü, "Bu kişinin Melbourne'da ne yaptığı, kimlerle temas kurduğu ve herhangi bir aşırılıkçı grupla bağlantısı olup olmadığı mutlaka araştırılmalı" dedi. Avustralya federal polisi ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Al-Hammami'nin Yeni Zelanda'daki eğitimi, ülkedeki uçuş okullarında aldığı dersler ve simülatör çalışmalarını kapsıyor. Yeni Zelanda Sivil Havacılık Otoritesi, al-Hammami'nin lisans belgelerini ve eğitim kayıtlarını inceliyor. Uzmanlar, bir yardımcı pilotun bu tür bir saldırı girişiminde bulunmasının nadir olduğunu, ancak son yıllarda iç tehditlerin havacılık güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Olay, sadece Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Flydubai'yi değil, aynı zamanda uluslararası havacılık güvenliği rejimini de yakından ilgilendiriyor. Yeni Zelanda'nın 15 Mart 2019'da Christchurch'teki iki camiye yönelik terör saldırısının ardından aldığı güvenlik önlemleri ve istihbarat paylaşımı konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, al-Hammami'nin bu ülkede eğitim almış olması dikkat çekici. Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, olayla ilgili olarak "Her türlü olasılığı araştırıyoruz ve gereken adımları atacağız" ifadesini kullandı.
Öte yandan, Avustralya'nın Melbourne kenti, son yıllarda aşırılık yanlısı grupların faaliyet gösterdiği bir merkez olarak biliniyor. Al-Hammami'nin burada da bir süre kalmış olması, Avustralya güvenlik birimlerini harekete geçirdi. Avustralya İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ancak detay veremeyeceklerini açıkladı.
Uluslararası Havacılık Taşımacılığı Birliği (IATA), olayın ardından bir açıklama yaparak tüm üyelerine güvenlik protokollerini gözden geçirme çağrısında bulundu. IATA sözcüsü, "Bu tür olaylar, havacılık sektörünün iç tehditlere karşı ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Pilotların psikolojik değerlendirmesi ve geçmiş taramaları daha sıkı yapılmalı" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Flydubai kaçırma girişimi, Türkiye'nin bölgesel havacılık güvenliği ve istihbarat paylaşımı açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, hem NATO üyesi hem de bölgesel bir havacılık merkezi olarak, benzer iç tehditlere karşı önlemlerini güçlendirmeli. Olay, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkelerde eğitim alan pilotların radikalleşme riskine dikkat çekiyor. Türkiye, kendi havacılık personelinin güvenlik taramalarını sıklaştırarak ve uluslararası işbirliğini artırarak bu tür riskleri minimize edebilir. Ayrıca, Orta Doğu'da artan istikrarsızlık, Türkiye'nin hava sahası güvenliği için ek önlemler almasını gerektiriyor.