Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler, İsrail'de yapılacak seçimlerin Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sağcı hükümetini iktidardan uzaklaştırmasını umut ediyor. Filistinliler, Netanyahu'nun liderliğindeki hükümetin hayatlarını neredeyse dayanılmaz hale getirdiğini belirterek, yıllardır süren politikaların son bulmasını istiyor. İsrail'de 2 Kasım'da yapılacak seçimler, Filistin topraklarındaki günlük yaşamı doğrudan etkileyecek.
Seçim öncesi Filistinlilerin beklentileri
Gazze'de yaşayan 40 yaşındaki Muhammed Ebu Selim, "Netanyahu'nun gitmesini istiyoruz çünkü onun döneminde hayatımız çok zorlaştı. İşsizlik arttı, seyahat kısıtlamaları arttı, yerleşim yerleri genişledi. Seçimlerin bir değişiklik getirmesini umuyoruz" dedi. Batı Şeria'nın Ramallah kentinde yaşayan 28 yaşındaki öğrenci Lina El-Khatib ise "İsrail seçimleri bizim için doğrudan bir etki yaratmıyor gibi görünse de, Netanyahu'nun politikaları hayatımızı her gün etkiliyor. Onun yerine gelecek hükümetin en azından daha ılımlı olmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Filistinlilerin umutları, Netanyahu'nun 2009'dan bu yana sürdürdüğü sağcı koalisyon hükümetlerinin yol açtığı ekonomik ve sosyal zorluklara dayanıyor. Gazze'de 2007'den beri uygulanan abluka, bölge ekonomisini çökertmiş durumda. Dünya Bankası verilerine göre Gazze'de işsizlik oranı %50'ye yaklaşmış, yoksulluk ise %60'ı aşmış durumda. Batı Şeria'da ise yerleşim yerlerinin genişlemesi ve Filistinlilere yönelik şiddet olayları son yıllarda arttı.
İsrail'de 2 Kasım'da yapılacak seçimler, 2019'dan bu yana beşinci kez sandık başına gidilmesi anlamına geliyor. Siyasi istikrarsızlık, İsrail siyasetini derinden etkilerken, Filistinliler bu seçimin de bir çıkmaza girmesinden endişe ediyor. Ancak yine de Netanyahu'nun alternatifi olarak görülen partilerin olası bir zaferi, Filistinliler arasında temkinli bir iyimserlik yaratmış durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail seçimleri, sadece Filistinliler için değil, bölge genelinde de yakından takip ediliyor. Netanyahu'nun sert politikaları, Arap ülkeleriyle ilişkilerde gerilim yaratmış, ancak 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile bazı Körfez ülkeleriyle diplomatik ilişkiler kurulmuştu. Netanyahu'nun yerine gelecek bir hükümetin bu anlaşmaları sürdürüp sürdürmeyeceği ve Filistin sorununa yaklaşımı merak konusu.
ABD yönetimi, İsrail'deki seçim sonuçlarını yakından izliyor. Başkan Joe Biden, Netanyahu ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşasa da, iki ülke arasındaki stratejik ilişki devam ediyor. Ancak Netanyahu'nun yargı reformu ve yerleşim politikaları nedeniyle ABD-İsrail ilişkileri son yıllarda gerginleşmişti. Seçim sonrası oluşacak yeni hükümetin ABD ile ilişkileri nasıl şekillendireceği belirsizliğini koruyor.
Avrupa Birliği de İsrail'deki siyasi gelişmeleri takip ediyor. AB, iki devletli çözümü destekliyor ve Netanyahu hükümetinin yerleşim politikalarını sık sık eleştiriyor. Yeni hükümetin bu konudaki tutumu, AB-İsrail ilişkilerinin geleceğini belirleyebilir.
Filistin yönetimi ise seçim sonuçlarını beklerken, uluslararası toplumdan İsrail'e yönelik baskıyı artırmasını talep ediyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "İsrail halkının vereceği karar ne olursa olsun, Filistin halkının hakları uluslararası hukuk çerçevesinde korunmalıdır" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve İsrail'in bölgedeki politikalarına yönelik eleştirileriyle biliniyor. Netanyahu hükümetinin sert politikaları, Türkiye-İsrail ilişkilerinde zaman zaman gerilime yol açtı. Ancak son dönemde iki ülke arasında normalleşme adımları atılmıştı. İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin bölgesel diplomasisini ve Filistin politikasını doğrudan etkileyebilir. Eğer Netanyahu iktidardan uzaklaşırsa, Türkiye yeni hükümetle daha yapıcı bir diyalog kurabilir ve Gazze'ye yönelik insani yardımların artırılması konusunda işbirliği yapabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve İsrail ile olası gaz anlaşmaları da yeni hükümetin tutumuna bağlı olarak şekillenebilir. Seçim sonuçları, Türkiye'nin bölgesel güç dengesindeki konumunu da etkileyebilir.