İsrail'in güneyindeki Beerşeba (Birüssebi) kentinde yaşayan Filistinli Bedevi aileler, Tel Aviv yönetiminin yıkım emirleriyle karşı karşıya kaldı. İsrail makamları, bölgedeki Bedevi köylerinin izinsiz inşa edildiğini öne sürerken, topluluk üyeleri alternatifsizlik nedeniyle kendi evlerini yıkmak zorunda bırakıldıklarını belirtiyor. Yıkımlar, İsrail'in tanımadığı Bedevi köylerinde yoğunlaşıyor ve Birleşmiş Milletler ile insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in Necef Çölü'ndeki Bedevi topluluklarına yönelik yıkım politikası, onlarca yıldır süregelen bir toprak ve yerleşim anlaşmazlığının parçası. İsrail, Bedevilerin inşa ettiği yapıların çoğunu 'izinsiz' ilan ederken, uluslararası toplum bu uygulamaların ayrımcı olduğunu savunuyor. Son haftalarda Beerşeba yakınlarındaki bir Bedevi köyünde en az 10 aile, İsrail'in yıkım emirlerini kendileri uygulamak zorunda kaldı. Görgü tanıkları, ailelerin ev eşyalarını dışarı çıkarıp traktörlerle duvarları yıktığını aktarıyor. İsrail ordusu, bölgede 'planlı bir yerleşim düzeni oluşturulması' gerekçesiyle yıkımların süreceğini duyurdu. İnsan hakları grupları ise bu durumu 'zorla yerinden etme' olarak nitelendiriyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2023 yılında Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında 1.000'den fazla yapının yıkıldığını rapor etmişti. Bedevi toplulukları, özellikle Necef bölgesinde benzer bir kaderle karşı karşıya. Yıkımlar, İsrail'in sivil yerleşimleri genişletme ve bölgedeki Yahudi nüfusu artırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in Bedevilere yönelik yıkım politikası, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'e uluslararası hukuka uyma çağrısı yaparken, ABD yönetimi konuya ilişkin sınırlı tepki veriyor. Öte yandan, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmalar ve Gazze'deki insani kriz, Bedevi sorununu gölgede bırakıyor. Bölgesel olarak, Ürdün ve Mısır gibi komşu ülkeler, Filistinlilere yönelik bu tür uygulamaların iki devletli çözümü daha da zora sokacağını belirtiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Filistin meselesine verdikleri desteği söylem düzeyinde tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek veren bir ülke olarak, İsrail'in Bedevilere yönelik yıkım politikalarını yakından takip ediyor. Ankara, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistinlilerin haklarını savunurken, bu tür uygulamaların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve İsrail ile son dönemde normalleşen ilişkileri göz önüne alındığında, Bedevi sorunu Ankara için bir insan hakları meselesi olduğu kadar, İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik diplomatik duruşunun da bir parçası. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık Filistinlilere destek mesajları vermesi, bu konunun Türk iç kamuoyunda da hassasiyetle izlendiğini gösteriyor.