Filistin yanlısı aktivistlerin İngiliz hükümetine yönelik baskıyı sürdürmesi gerektiği, Middle East Eye'da yayımlanan bir görüş yazısında vurgulandı. Yazıda, İngiltere'nin İsrail'e verdiği askeri ve diplomatik desteğin, Gazze'deki insani krizi derinleştirdiği belirtilerek, kamuoyu baskısının politika değişikliği yaratmada hayati rol oynadığı ifade edildi. Son aylarda Londra'da ve diğer şehirlerde düzenlenen geniş katılımlı protestolar, hükümetin silah ihracatı lisanslarını askıya alma kararını kısmen etkilemiş olsa da, aktivistler bu adımların yetersiz olduğunu savunuyor.
İngiltere'nin İsrail Politikası ve Artan Baskılar
İngiltere, uzun yıllardır İsrail'in en yakın müttefiklerinden biri olarak biliniyor. Ancak 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, İngiliz kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yarattı. Ülke genelinde yüz binlerce kişi, hükümetin İsrail'e silah satışını durdurması ve kalıcı ateşkes için çağrı yapması talebiyle sokaklara döküldü. Bu protestolar, İşçi Partisi hükümeti üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturdu. Eylül 2024'te İngiltere, İsrail'e yönelik bazı silah ihracat lisanslarını askıya aldığını duyurdu; ancak bu karar, F-35 savaş uçakları gibi kritik parçaları kapsamadığı için eleştirildi.
Middle East Eye'daki yazı, aktivistlerin bu kısmi adımlarla yetinmemesi gerektiğini, çünkü İsrail'in askeri operasyonlarının devam ettiğini ve insani yardımların engellendiğini hatırlatıyor. Yazara göre, İngiltere'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail yetkilileri hakkındaki tutuklama kararlarına verdiği destek de yetersiz; zira İngiltere, İsrail'e yönelik yaptırımları artırmadı ve diplomatik ilişkilerini normalleştirmeye devam ediyor. Ayrıca, hükümetin Filistin devletini tanıma konusundaki isteksizliği, iki devletli çözüm umutlarını zayıflatıyor.
Filistin dayanışma hareketi, sadece sokak protestolarıyla sınırlı kalmayıp, üniversite kampüslerinde, sendikalarda ve siyasi partilerde de örgütleniyor. Özellikle genç aktivistler, sosyal medya aracılığıyla uluslararası kamuoyunu harekete geçirerek, İngiltere'nin İsrail'e olan desteğinin sorgulanmasını sağladı. Ancak yazıda, aktivistlerin yasal baskılarla da karşılaştığı, bazı protestoların polis tarafından engellendiği ve gözaltıların yaşandığı belirtiliyor. Buna rağmen, hareketin kararlılığını koruduğu ve her geçen gün daha fazla kesimi kucakladığı ifade ediliyor.
Uluslararası Boyut ve Bölgesel Etkiler
İngiltere'nin İsrail politikası, sadece iç kamuoyu değil, uluslararası alanda da tartışılıyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasında İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler Filistin'i tanırken, İngiltere'nin bu konuda geride kalması eleştiriliyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda İsrail'e yönelik ateşkes çağrılarına verilen destek artarken, İngiltere'nin çekimser kalması, özellikle Arap dünyasında hayal kırıklığı yaratıyor. Orta Doğu'da İngiltere'nin tarihsel sorumluluğu (Balfour Deklarasyonu ve Filistin mandası) göz önüne alındığında, Londra'nın daha aktif bir barış çabası içinde olması bekleniyor.
Filistin yanlısı aktivistler, İngiltere'nin İsrail'e sağladığı istihbarat ve lojistik desteğin, Gazze'deki sivil kayıpların artmasına neden olduğunu savunuyor. İnsan hakları örgütleri, İngiliz hükümetini uluslararası hukuka uymaya ve silah ticaretini durdurmaya çağırıyor. Öte yandan, İsrail yanlısı gruplar, İngiltere'nin İsrail'in güvenliğini desteklemesi gerektiğini, aksi halde bölgede istikrarsızlığın artacağını öne sürüyor. Bu ikilem, İngiliz siyasetinde derin bir bölünme yaratmış durumda.
Middle East Eye yazısı, aktivistlerin baskıyı sürdürmesinin sadece İngiltere'de değil, küresel ölçekte Filistin davasına katkı sağlayacağını belirtiyor. Çünkü İngiltere'nin tutumu, diğer Batı ülkeleri için de belirleyici bir örnek teşkil ediyor. Eğer İngiltere İsrail'e yönelik silah ambargosunu tamamen uygular ve Filistin devletini tanırsa, bu adım diğer ülkeleri de cesaretlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki Filistin dayanışma hareketinin baskıyı sürdürmesi, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye, İsrail'e karşı tutumunda Batı'dan farklı bir çizgide yer alıyor ve Filistin davasını güçlü biçimde savunuyor. İngiltere gibi kritik bir müttefikin İsrail'e yönelik desteğini sorgulaması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yalnız olmadığını gösteriyor. Ayrıca, İngiltere'deki aktivistlerin başarısı, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarına ve kamuoyuna da ilham verebilir. Ancak Türkiye'nin kendi İsrail politikası ve bölgesel dengeler göz önüne alındığında, bu hareketin doğrudan bir yansıması sınırlı kalabilir. Yine de İngiltere'nin olası bir politika değişikliği, Türkiye'nin diplomatik pozisyonunu güçlendirecek ve bölgesel barış çabalarına katkı sağlayacaktır.