Metro Manila ve Filipinler'in ana adası Luzon'u vuran son muson yağmurları, ülkenin bilindik mevsimsel felaketini, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. için siyasi bir hesap verebilirlik sınavına dönüştürdü. Yolsuzluk yapıldığı iddia edilen sel kontrol projelerine yönelik öfke, kamuoyunun gündeminin merkezine yeniden yerleşti. Sel suları çekildikçe, altyapı projelerindeki usulsüzlüklerin boyutu ve hükümetin kriz yönetimi yeniden sorgulanmaya başlandı.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda etkili olan şiddetli muson yağmurları, başkent Metro Manila dahil birçok şehirde ciddi su baskınlarına yol açtı. Binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, can kayıpları ve maddi hasar hızla arttı. Filipinler Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Konseyi, en az 30 kişinin hayatını kaybettiğini, yüz binlerce kişinin etkilendiğini açıkladı. Ancak bu yılki felaketin en dikkat çekici yönü, sele karşı koruma amacıyla yapılan ancak işlevsiz kalan altyapı projeleriyle ilgili suçlamaların yeniden gündeme gelmesi oldu.
Özellikle kamuoyunda “sihirli projeler” olarak anılan ve milyonlarca dolar harcanan pompa istasyonları ve kanalizasyon sistemlerinin, sel sırasında çalışmadığı ya da hiç tamamlanmadığı iddia ediliyor. 2022'de göreve gelen Marcos Jr., selefi Rodrigo Duterte döneminde imzalanan bu projelerin denetimini sıkılaştıracağını vaat etmişti. Ancak son sel felaketi, bu sözlerin ne kadar tutulduğunu sorgulatıyor. Muhalefet milletvekilleri, Marcos yönetiminin de bu projelerdeki usulsüzlükleri görmezden geldiğini öne sürüyor.
Filipinler Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, geçtiğimiz aylarda bu projelerle ilgili iddiaları araştırmaya başlamıştı. Ancak süreç yavaş işliyor ve halk, yetkililerin sorumluluktan kaçtığını düşünüyor. Sosyal medyada, sel bölgelerinden yükselen görüntüler ve hükümetin yetersiz müdahalesi, öfkeyi daha da artırıyor. Başkan Marcos'un yaklaşık bir yıl önce sel kontrolü için ayrılan bütçeyi artırdığını açıklamasına rağmen, sahada işlerin iyi gitmediği görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler, iklim değişikliğinin etkilerine en açık ülkelerden biri. Artan deniz seviyeleri ve daha sık görülen aşırı hava olayları, ülkenin altyapı ve afet yönetim sistemlerini zorluyor. Bu durum, yalnızca iç siyaseti değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da etkiliyor. Güneydoğu Asya'da ekonomik ve stratejik önemi giderek artan Filipinler, iklim kaynaklı göçler ve gıda güvenliği gibi konularda ciddi tehditlerle karşı karşıya.
Uluslararası toplum, Filipinler'in afetlere karşı direncini artırması için kalkınma yardımları sağlıyor. Ancak yolsuzluk, bu yardımların etkin kullanımını engelliyor. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kuruluşlar, Filipinler'deki altyapı projelerinde şeffaflık çağrısında bulunuyor. Öte yandan, Çin'in altyapı yatırımları da bölgede nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Filipinler'in bu yatırımları nasıl yönettiği, yalnızca iklim değişikliğiyle mücadele açısından değil, aynı zamanda jeopolitik dengeler açısından da belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki sel felaketi ve yolsuzluk tartışmaları, Türkiye açısından doğrudan bir dış politika konusu olmasa da, benzer iklim riskleri taşıyan Türkiye için önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda sel ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarıyla mücadelede altyapı yatırımlarını artırırken, bu projelerin şeffaf ve hesap verebilir yönetimi büyük önem taşıyor. Ayrıca, Filipinler'deki gelişmeler, iklim değişikliğinin küresel güvenlik üzerindeki etkilerini gösteriyor; bu da Türkiye'nin uluslararası işbirliği ve kalkınma yardımları politikalarına yön verebilir. Türkiye'nin afet yönetimi alanındaki deneyimini, Güneydoğu Asya ülkeleriyle paylaşması, bölgesel işbirliğini güçlendirebilir.