Filipinler ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,3 büyüyerek son beş yılın en yavaş büyüme performansını sergiledi. Resmi verilere göre, ülkenin gayri safi yurt içi hasılasındaki (GSYİH) bu artış, hükümetin hedeflediği yüzde 6-7 bandının oldukça altında kaldı ve piyasa beklentilerini de karşılamadı. Ekonomistler, büyümedeki bu yavaşlamanın başta iç talep olmak üzere tüketim harcamalarındaki zayıflıktan ve küresel ekonomideki belirsizliklerden kaynaklandığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Filipinler İstatistik Kurumu'nun (PSA) açıkladığı verilere göre, Nisan-Haziran döneminde büyüme, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 6,4'lük orana kıyasla belirgin bir yavaşlama gösterdi. Bu dönemde hanehalkı tüketimi, ekonominin ana itici gücü olmaya devam etse de, artan enflasyon ve yüksek faiz oranlarının etkisiyle tüketici harcamaları ivme kaybetti. Ayrıca, devlet harcamalarındaki artışın da sınırlı kalması büyümeyi olumsuz etkiledi. İkinci çeyrekte yatırım harcamalarında bir miktar toparlanma görülse de, ihracattaki durgunluk ve küresel ticaretteki yavaşlama ekonomiyi zorlamaya devam ediyor.
Filipinler Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadele için uyguladığı sıkı para politikası, iç talebi baskılayan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Merkez bankası, bu yıl boyunca politika faizini yüksek seviyelerde tutarak fiyat istikrarını sağlamaya çalışıyor. Ancak bu durum, kredi maliyetlerini artırarak tüketim ve yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Ekonomistlere göre, önümüzdeki aylarda büyümenin hızlanabilmesi için hem para politikasında esneklik sağlanması hem de kamu yatırım harcamalarının artırılması gerekiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Filipinler'in bu yavaş büyüme performansı, Güneydoğu Asya bölgesindeki diğer ülkelerle de paralellik gösteriyor. Bölge genelinde, küresel talepteki zayıflama ve Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle büyüme hızları düşüş eğiliminde. Özellikle ihracata dayalı ekonomilerde bu durum daha belirgin hissediliyor. Filipinler'in komşuları Endonezya, Malezya ve Tayland da benzer zorluklarla karşı karşıya. Bu tablo, Asya Kalkınma Bankası'nın (ADB) bölge için büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesine neden oldu.
Küresel ölçekte ise, ABD Merkez Bankası'nın faiz politikaları ve avro bölgesindeki ekonomik durgunluk, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkiliyor. Filipinler gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler, küresel finansal koşullardaki sıkılaşmadan doğrudan etkileniyor. Uzmanlar, bu durumun gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde baskı oluşturduğunu ve büyüme hedeflerini zorlaştırdığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki ekonomik yavaşlama, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, gelişmekte olan ülkelerin karşılaştığı benzer zorluklara dikkat çekiyor. Türkiye de yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele ederken benzer bir tablo yaşıyor. Küresel finansal koşullardaki sıkılaşma, hem Filipinler hem de Türkiye gibi ülkelerde sermaye akışlarını ve büyüme dinamiklerini etkiliyor. Bu durum, gelişmekte olan ekonomilerin kırılganlıklarını ortaya koyarken, Türkiye'nin de makroekonomik istikrarı sağlama çabalarında bu tür dışsal faktörleri göz önünde bulundurması gerektiğini hatırlatıyor.