Filipinler'in üst-orta gelir statüsüne yükselmesi, Güneydoğu Asya'nın en yakından izlenen yükselen ekonomilerinden biri için yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyordu. Ancak analistler, bu kilometre taşının ülkeyi büyümeyi baskılayan kısa vadeli sıkıntılardan, özellikle yavaş kamu harcamaları ve düşük yatırım iştahından korumaya yetmediğini belirtiyor. Ülke, 2024 yılında yüzde 5,6'lık bir büyüme kaydetmesine rağmen hükümetin yüzde 6-7'lik hedefinin altında kaldı ve 2025 için de benzer bir yavaşlama öngörülüyor.
Arka Plan: Ekonomik Yavaşlamanın Nedenleri
Filipinler, 2023 yılında kişi başına düşen gelirini 4.250 doların üzerine çıkararak Dünya Bankası'nın üst-orta gelirli ülke kategorisine yükselmişti. Bu, ülkenin on yıllardır süren yoksullukla mücadelesinde önemli bir adım olarak sunuldu. Ancak bu statü değişikliği, yapısal sorunları çözmedi. Kamu altyapı harcamalarındaki gecikmeler, bütçe süreçlerindeki aksaklıklar ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli duruş, büyümeyi sınırlıyor.
Hükümetin altyapı programı "Build Better More" kapsamında planlanan projelerin birçoğu ihale süreçlerindeki yavaşlık ve finansman belirsizlikleri nedeniyle ertelendi. Merkez Bankası'nın (BSP) faiz indirimlerine rağmen, iş dünyası kredi talebini artırmadı; çünkü iç talep zayıf seyrediyor. Ayrıca, tarım sektöründeki verimlilik sorunları ve sık sık yaşanan doğal afetler (tayfunlar, depremler) ekonomik istikrarı tehdit ediyor.
İşsizlik oranı 2024'te yüzde 4,5 civarında seyretse de, eksik istihdam ve düşük ücretli işler yaygın. Yoksulluk oranı resmi rakamlara göre yüzde 15'in üzerinde. Bu tablo, ülkenin üst-orta gelir statüsünü korumasını zorlaştırıyor; zira bu statü, sadece kişi başına gelir değil, aynı zamanda ekonomik kırılganlıkları da beraberinde getiriyor. Dünya Bankası, Filipinler'in 2025'te yüzde 5,8 büyüyeceğini öngörüyor; bu da hükümetin hedefinin altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipinler'in yavaşlaması, Güneydoğu Asya'nın genel ekonomik görünümüyle paralellik gösteriyor. Vietnam ve Endonezya gibi rakipler, daha istikrarlı politikalar ve daha hızlı altyapı yatırımlarıyla öne çıkıyor. Özellikle Vietnam, imalat sanayinde yabancı yatırım çekerken Filipinler aynı başarıyı gösteremiyor. Bölgede artan jeopolitik gerilimler (Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlıklar, ABD-Çin rekabeti) Filipinler'in dış yatırım çekme potansiyelini etkiliyor. Ülke, ABD ile savunma işbirliğini derinleştirirken, Çin ile ekonomik bağlarını dengelemeye çalışıyor. Ancak bu denge, yatırımcı güvenini sarsabiliyor. Küresel ölçekte ise yüksek faiz oranları ve jeopolitik riskler, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını sınırlıyor. Filipinler'in ihracatı, elektronik ve tarım ürünlerine bağlı; küresel talep dalgalanmalarından hızla etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'in ekonomik yavaşlaması, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki ekonomik ve diplomatik açılımları açısından dikkate değer. Türkiye, son yıllarda Filipinler ile ticaret ve savunma sanayii işbirliğini artırma çabasında. Ancak Filipinler'in iç ekonomik sorunları, Türk müteahhitlik firmalarının bölgedeki projelerini ve ihracat potansiyelini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ASEAN ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmek isteyen Türkiye için Filipinler'in istikrarsız büyümesi, bölgesel bir ortak olarak güvenilirliğini sorgulatabilir. Öte yandan, Çin-ABD rekabetinde Filipinler'in konumu, Türkiye'nin denge politikasına benzer zorluklar sunuyor; bu da iki ülke arasında ortak stratejik çıkarların gelişmesine kapı aralayabilir.