Filipin pesosu, 2025 yılında dolar karşısında ilk kez 63 seviyesini aşarak psikolojik eşiği geçti. Bu gelişme, merkez bankasının para birimini savunma çabalarını yoğunlaştırmasına yol açtı. Peso, yıl başından bu yana %5'e yakın değer kaybederek Asya'nın en zayıf para birimlerinden biri haline geldi. Uzmanlar, küresel risk iştahındaki azalma, ABD'deki faiz oranlarının yüksek seyri ve Filipinler'in artan dış ticaret açığının baskıyı artırdığını belirtiyor.
Peso'daki Değer Kaybının Arka Planı
Filipin pesosu, 2025 yılı başından itibaren dolar karşısında istikrarlı bir şekilde değer yitirdi. Geçtiğimiz hafta 62.80 seviyesinden işlem gören para birimi, spekülatif satışların etkisiyle 63.10'a kadar geriledi. Bu, 2005 yılından bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi. Merkez bankası (BSP), piyasaya müdahale ederek rezervlerini kullanmaya başladı ancak satış baskısının devam ettiği görülüyor.
Uzmanlar, peso üzerindeki baskının birkaç ana kaynaktan beslendiğini vurguluyor. Öncelikle, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi, gelişmekte olan ülke para birimlerinden çıkışa neden oldu. Filipinler'in genişleyen ticaret açığı da peso üzerindeki yapısal baskıyı artırıyor. Ayrıca, ülkenin yurt dışı işçi dövizlerindeki yavaşlama ve turizm gelirlerindeki dalgalanmalar, cari açığın finansmanını zorlaştırıyor. Merkez bankası başkanı Eli Remolona, yaptığı son açıklamada, "Peso'daki hareketlilik, küresel gelişmelerden kaynaklanıyor; ancak gerekli önlemleri almaya hazırız" dedi.
Piyasa analistleri, merkez bankasının faiz artırımına gidebileceğini veya döviz rezervlerini kullanarak piyasaya müdahale edebileceğini öngörüyor. Ancak, agresif faiz artırımının ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği endişesi var. Filipinler ekonomisi, 2025'in ilk çeyreğinde %5.7 büyüdü, ancak peso'daki değer kaybı ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu yukarı çekebilir. Merkez bankası, enflasyonun %4'lük hedef aralığına yakın seyrettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Filipin pesosundaki değer kaybı, Asya-Pasifik bölgesindeki diğer para birimlerini de etkiliyor. Endonezya rupiahı ve Malezya ringgiti de son haftalarda dolar karşısında geriledi. Bölgesel merkez bankaları, para birimlerini desteklemek için faiz oranlarını yüksek tutmaya çalışıyor. Ancak, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, risk iştahını azaltarak gelişmekte olan ülke varlıklarından çıkışı hızlandırıyor.
Küresel ölçekte, güçlü dolar, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerin dolar cinsinden borcu 2025 itibarıyla 3.5 trilyon doları aştı. Filipinler'in dış borcu ise 120 milyar dolar civarında ve bunun önemli bir kısmı dolar cinsinden. Peso'daki değer kaybı, borç servis maliyetlerini artırarak kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabilir.
Asya Kalkınma Bankası (ADB), bölge ekonomilerinin kırılganlığına dikkat çekerek, para birimlerindeki dalgalanmaların sürebileceği uyarısında bulundu. ADB baş ekonomisti Albert Park, "Gelişmekte olan Asya ülkeleri, dış şoklara karşı dirençlerini artırmalı" ifadesini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipin pesosunun dolar karşısında 63 seviyesini aşması, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki küresel baskıyı yansıtması açısından önemli. Türk lirası da benzer şekilde dolar karşısında değer kaybediyor ve Merkez Bankası rezervlerini korumak için müdahalelerde bulunuyor. Peso'daki gelişme, Fed'in sıkı para politikasının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkisini gösteriyor. Türkiye, ihracatını artırmak için kur rekabetine girebilir ancak ithalat maliyetleri ve enflasyon üzerindeki riskler sürüyor. Ayrıca, Filipinler'deki istikrarsızlık, bölgesel ticaret ortaklarını etkileyerek küresel tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açabilir. Türkiye'nin Asya ile ticaretinde bir yavaşlama görülebilir.