ABD Senatörü John Fetterman (Demokrat-Pensilvanya), Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'ın elindeki 'nükleer toz'un, ABD'nin İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını haklı çıkardığını savundu. Fetterman'ın bu çıkışı, iki ülke arasındaki geçici anlaşmanın sona ermesi ve düşmanlıkların yeniden başlamasının ardından geldi. Senatör, İran'ın nükleer kapasitesini korumasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. 'Şimdi hatırlayın, ellerinde nükleer toz var. Bu neden önemli değil? Neden ABD saldırılarını haklı çıkarmıyor?' ifadelerini kullandı. Fetterman, bu argümanın daha önce de dile getirildiğini ancak yeterince dikkate alınmadığını belirtti. İran'ın nükleer programı, Batılı güçlerle Tahran arasındaki en büyük anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
Fetterman'ın açıklamaları, ABD ile İran arasında varılan geçici anlaşmanın ardından tırmanan gerilim ortamında geldi. Geçici anlaşma, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Ancak taraflar anlaşmanın şartlarını ihlal ettikleri gerekçesiyle birbirlerini suçluyor. Fetterman, İran'ın nükleer tozu (nükleer silah üretiminde kullanılabilecek malzeme) elinde tutmasının, ABD'nin meşru müdafaa hakkı kapsamında harekete geçmesini gerektirdiğini söyledi. Özellikle İran'ın geçici anlaşma süresince zenginleştirme seviyesini artırdığı yönündeki raporlar, Washington'da endişe yaratmış durumda. Fetterman, 'İran'ın nükleer hedeflerine yönelik sınırlı saldırılar, bölgesel istikrar için hayati öneme sahip' dedi.
Fetterman, genellikle ilerici kanatta yer almasına rağmen İran konusunda şahin bir tutum sergiliyor. Geçtiğimiz aylarda da İran'a yönelik yaptırımların artırılması ve Tahran'daki rejim değişikliği çağrıları yapmıştı. Bu açıklamaları, Demokrat Parti içinde İran politikası konusunda devam eden bölünmeyi de gözler önüne seriyor. Bazı Demokratlar diplomatik çözümden yana iken, Fetterman gibi isimler askeri seçeneklerin masada olması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri saldırısı, tüm Orta Doğu'yu etkileyecek sonuçlar doğurabilir. İran'ın nükleer programı, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemek için defalarca askeri müdahale sinyali vermişti. ABD'nin bu konuda daha agresif bir tutum alması, bölgedeki diğer aktörlerin de pozisyonlarını etkileyebilir. Öte yandan, Çin ve Rusya, İran'a yönelik herhangi bir askeri harekatı kınayacaklarını ve Tahran'ı destekleyeceklerini açıkladılar. BM Güvenlik Konseyi'nde ise bu konuda bir uzlaşma sağlanması güç görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve enerji ihtiyacını kısmen İran'dan karşılaması nedeniyle bu gelişmeleri yakından izliyor. ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, bölgesel istikrarsızlığı artırabilir ve Türkiye'yi güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca, İran'daki olası bir çatışma, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran nükleer programının barışçıl yollarla çözülmesinden yana bir tutum benimsiyor ve bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin bu çabalarını zora sokabilir.