İspanya'da ana muhalefet partisi Halk Partisi (PP) lideri Alberto Núñez Feijóo, 29 Kasım'da yapılacak genel seçimleri kazanması halinde muhafazakâr bir dönüşüm başlatacağını duyurdu. Feijóo, seçim kampanyası kapsamında yaptığı açıklamada, aşırı sağcı Vox partisiyle hükümet kurmaya istekli olduğunu yinelerken, kürtaj erişimini sıkılaştırma ve Eşitlik Bakanlığı'nı kaldırma sözü verdi. Bu vaatler, İspanya siyasetinde sağın yeniden şekillenmesine işaret ediyor.
Seçim stratejisi ve vaatler
Feijóo'nun açıklamaları, İspanya'da 29 Kasım'da yapılacak erken genel seçimler öncesinde sağ seçmeni konsolide etme çabası olarak yorumlanıyor. PP lideri, göçmenlik politikalarını sertleştirmek, ekonomide vergi indirimleri yapmak ve merkezi hükümetin yetkilerini artırmak gibi konularda da taahhütlerde bulundu. Ancak en çok tartışılan vaatleri, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında oldu. Feijóo, kürtaj konusunda yasal süreçleri gözden geçireceğini ve mevcut Eşitlik Bakanlığı'nı lağvedeceğini söyledi. Bu adım, İspanya'da 2010 yılında yürürlüğe giren ve kürtajı ilk 14 haftada serbest bırakan yasada değişiklik anlamına gelebilir.
Halk Partisi lideri ayrıca, aşırı sağcı Vox ile koalisyon hükümeti kurmaktan çekinmeyeceğini belirtti. Daha önceki açıklamalarında Vox ile yönetme konusunda istekli olduğunu ima eden Feijóo, şimdi bu niyetini açıkça dile getirdi. Bu durum, İspanya'da son yıllarda yükselen aşırı sağın ana akım siyasete entegrasyonunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Vox, göçmen karşıtı ve merkeziyetçi karşıtı söylemleriyle biliniyor; ancak Feijóo'nun hükümet ortağı olarak Vox'u kabul etmesi, PP içinde ve dışında tartışmalara yol açabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İspanya, Avrupa Birliği'nin dördüncü büyük ekonomisi ve göçmenlik konusunda önemli bir transit ülke konumunda. Feijóo'nun olası seçim zaferi, AB içinde muhafazakâr dalganın güçlenmesine katkıda bulunabilir. Son yıllarda İtalya, Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde sağ popülist hükümetler iktidara gelmişti. İspanya'da da benzer bir yönelim, AB'nin iklim politikaları, göçmenlik anlaşmaları ve sosyal haklar konusundaki dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, İspanya'nın NATO içindeki konumu ve savunma harcamalarına ilişkin tutumu da yeni hükümetle birlikte değişebilir. Feijóo, seçim kampanyasında savunma harcamalarını artırma sözü vermişti; bu, NATO'nun 2030 hedefleriyle uyumlu bir adım olarak görülüyor.
Öte yandan, İspanya'nın iç siyasetindeki bu dalgalanma, ülkenin ekonomik istikrarını da etkileyebilir. Koronavirüs salgını sonrası toparlanma sürecinde olan İspanya ekonomisi, siyasi belirsizlikten olumsuz etkilenebilir. Feijóo'nun vergi indirimleri ve deregülasyon vaatleri, iş dünyası tarafından olumlu karşılanabilir; ancak sosyal harcamalardaki olası kısıntılar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarından tepki çekebilir. Seçim sonuçları, İspanya'nın AB içindeki ittifaklarını da yeniden şekillendirebilir; özellikle Fransa ve Almanya ile ilişkilerde muhafazakâr bir çizgi benimsenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya'daki seçim sonuçları, Türkiye-AB ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. İspanya, AB içinde Türkiye'nin üyeliğine geleneksel olarak destek veren ülkelerden biri. Feijóo'nun liderliğindeki muhafazakâr bir hükümet, bu desteği sürdürebilir; ancak Vox ile kurulacak bir koalisyon, göçmenlik ve İslamofobi konularında daha sert bir çizgi benimseyerek Türkiye ile ilişkilerde gerginliğe yol açabilir. Ayrıca, İspanya'nın savunma harcamalarını artırma vaadi, NATO içinde Türkiye ile askeri işbirliğini olumlu etkileyebilir. Ekonomik açıdan ise İspanya, Türkiye'nin AB'deki önemli ticaret ortaklarından biri; siyasi istikrarsızlık ticari ilişkileri etkileyebilir. Türk dış politikası, İspanya'daki gelişmeleri yakından izlemeli ve olası bir hükümet değişikliğine karşı diplomatik kanalları açık tutmalıdır.