Idaho eyaletinde 1 Temmuz 2024'te yürürlüğe girmesi planlanan ve transgender bireylerin doğumda atanan cinsiyetlerine uygun olmayan tuvaletleri kullanmasını suç haline getiren yasa, federal yargıç Amanda Brailsford tarafından geçici olarak durduruldu. Idaho Bölge Mahkemesi'nden Yargıç Brailsford, 14 Ağustos 2024'te verdiği kararla, yasanın uygulanmasının Anayasa'nın eşit koruma maddesini ihlal etme potansiyeli taşıdığını ve telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini belirtti. Karar, Idaho Başsavcısı Raúl Labrador'ın savunduğu yasaya karşı açılan davada, LGBTQ+ hakları örgütlerinin talebi üzerine alındı. Yargıç, davanın esasının görülmesine kadar yasanın askıda kalmasına hükmetti.
Gelişmenin arka planı
Idaho Valisi Brad Little tarafından Nisan 2024'te imzalanan yasa, "kamuya açık tuvaletlerde, soyunma odalarında ve duş alanlarında kişilerin biyolojik cinsiyetlerine göre ayrılmış alanları kullanmasını" zorunlu kılıyor ve ihlali halinde 5.000 dolara kadar para cezası ve 14 güne kadar hapis cezası öngörüyor. Yasa, transgender bireyler için cinsiyet kimliklerine uygun tuvalet kullanımını suç sayarak, onları kamuya açık alanlarda ayrımcılığa maruz bırakma riski taşıyor. Dava dilekçesinde, yasanın özellikle okullarda, üniversitelerde, hastanelerde ve belediye binalarında trans bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamasını engelleyeceği ve damgalanmaya yol açacağı vurgulandı.
Yargıç Brailsford, kararında, yasanın Anayasa'nın Eşit Koruma Maddesi'ne (14. Ek Madde) aykırı olduğu yönünde "ciddi sorular" bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, yasanın "cinsiyet temelli sınıflandırma" içerdiğini ve bu tür sınıflandırmaların sıkı bir yargısal denetime tabi olduğunu hatırlattı. Eyalet hükümeti, yasanın kadınların ve kız çocuklarının mahremiyetini korumak için gerekli olduğunu savunurken, yargıç bu savunmanın yeterli kanıtla desteklenmediğine dikkat çekti. Kararın ardından Idaho Başsavcılığı, karara itiraz edeceğini açıkladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Idaho'daki bu karar, ABD genelinde transgender hakları konusundaki hukuki mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda birçok Cumhuriyetçi eyalet, trans bireylerin spor, sağlık ve kamuya açık alanlarda cinsiyet kimliklerine göre muamele görmesine kısıtlamalar getiren yasalar çıkardı. Örneğin, Florida, Alabama ve Arkansas gibi eyaletlerde benzer yasalar mahkemelerden dönmüş veya kısmen durdurulmuştu. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar, bu tür yasaların ayrımcı olduğunu ve LGBTQ+ bireylerin temel insan haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Öte yandan, muhafazakar gruplar, biyolojik cinsiyet temelli ayrımın kadınların güvenliği için hayati olduğunu ileri sürüyor. Federal düzeyde ise Başkan Biden yönetimi, transgender haklarını destekleyen politikalar izlese de, Yüksek Mahkeme'nin konuya ilişkin net bir kararı bulunmuyor. Bu nedenle Idaho davası, ileride Yüksek Mahkeme'ye taşınma potansiyeli taşıyor ve ülke genelinde emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Idaho'daki bu gelişme, ABD'deki LGBTQ+ haklarına ilişkin hukuki mücadelenin bir yansıması olsa da, Türkiye'deki benzer tartışmalar açısından da önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de son yıllarda kamuya açık alanlarda cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa karşı farkındalık artsa da, hukuki koruma mekanizmaları sınırlıdır. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarında trans bireylerin haklarını tanıyan içtihatları bulunmakla birlikte, kapsamlı bir yasal düzenleme henüz mevcut değildir. ABD'deki bu dava, uluslararası hukuk normları ve anayasal ilkeler bağlamında, Türkiye'deki yasa koyucular ve yargı organları için de bir referans noktası olabilir. Özellikle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla uyumlu olarak, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın önlenmesi konusunda Türkiye'nin de adım atması beklenebilir.