ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı ve ekonomik projeksiyonlarının ardından 30 yıllık Hazine tahvili faizlerinde yaşanan sert yükseliş, Wall Street'te satış dalgasına neden oldu. Endeksler, gün ortasında kaydettikleri kayıplarla günü düşüşle kapattı. Yatırımcılar, Fed'in enflasyonla mücadelede daha şahin bir duruş sergileyeceği endişesiyle riskli varlıklardan çıkış yaparken, gösterge endekslerden S&P 500 yüzde 1,5, Nasdaq Bileşik Endeksi ise yüzde 2,1 değer kaybetti.
Fed'in mesajları ve tahvil piyasasındaki hareketlilik
Fed'in politika faizini beklentilere paralel olarak değiştirmemesine karşın, Başkan Powell'ın açıklamaları piyasalar tarafından şahin olarak yorumlandı. Powell, enflasyonun hedefe düşene kadar faizlerin yüksek tutulacağının sinyalini verirken, gelecek yıl için faiz indirimi beklentilerini törpüledi. Bu açıklamaların ardından 30 yıllık Hazine tahvil faizi bir günde yaklaşık 15 baz puan artarak yüzde 5,20 seviyesine yükseldi. Uzun vadeli faizlerdeki bu yükseliş, özellikle teknoloji ve büyüme hisselerini olumsuz etkiledi; Apple, Microsoft ve Nvidia gibi şirketlerin hisselerinde görülen düşüşler endekslerin aşağı yönlü hareketini hızlandırdı.
Piyasa analistleri, tahvil faizlerindeki yükselişin, ABD ekonomisinin direncini koruduğu ve enflasyonun kalıcı olabileceği algısından kaynaklandığını belirtiyor. Özellikle son dönemde açıklanan güçlü istihdam verileri ve dayanıklı tüketim malları siparişleri, Fed'in temkinli yaklaşımında etkili oldu. Bloomberg TV'de konuşan DoubleLine Capital portföy yöneticisi Ken Shinoda, "Fed'in mesajı, faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı yönünde. Bu durum, tahvil piyasasında satışların devam edebileceğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Küresel etkiler ve diğer piyasalar
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, yalnızca Wall Street'i etkilemekle kalmadı; küresel ölçekte de yansımaları oldu. Avrupa ve Asya borsalarında da satışlar görülürken, gelişmekte olan ülke para birimleri değer kaybetti. Dolar endeksi, güçlenen tahvil getirilerinin etkisiyle 104,5 seviyesine çıkarak son iki ayın zirvesine ulaştı. Bu durum, özellikle dış borcu yüksek olan gelişen ekonomiler için baskı oluşturuyor. Öte yandan altın fiyatları, faizlerdeki yükselişle birlikte ons başına 2.360 dolara gerileyerek düşüşünü üçüncü güne taşıdı.
Analistler, yatırımcıların önümüzdeki süreçte Fed'in vereceği yeni sinyalleri ve tarım dışı istihdam verilerini yakından takip edeceğini belirtiyor. Goldman Sachs'ın çoklu varlık çözümleri ortak başkanı Alexandra Wilson-Elizondo ise, "Piyasalar, Fed'in faiz indirimi takvimine ilişkin net bir resim görmek istiyor. Ancak ekonomik veriler, bu belirsizliğin bir süre daha sürebileceğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de faizlerin yüksek seyrini sürdürmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için sermaye akımları açısından risk oluşturuyor. Doların güçlenmesi, Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Ancak Türkiye'nin ihracat rekabetçiliği açısından zayıf para birimi kısa vadede avantaj sağlayabilir. Merkez Bankası'nın rezerv biriktirme politikası ve TL mevduatlarına yönelik uygulamaları, dış şoklara karşı tampon oluşturuyor. Yine de küresel risk iştahındaki azalma, Türkiye'nin dış finansman koşullarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, yurt içi piyasalarda temkinli bir seyir izlenmesi bekleniyor.