Asya borsaları, Wall Street'teki satışları takip ederek düşüşle açılmaya hazırlanıyor. Yapay zeka harcamalarına yönelik yenilenen endişeler ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) politika görünümüne ilişkin belirsizlikler, uzun vadeli Hazine tahvili getirilerini neredeyse yirmi yılın en yüksek seviyelerine taşıdı. Bu gelişmeler, yatırımcıların risk iştahını azaltırken, küresel piyasalarda satış baskısını artırdı.
Fed'in kararı ve piyasalara yansımaları
ABD Merkez Bankası, dün sona eren toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak değiştirmeyerek mevcut aralıkta bıraktı. Ancak Fed Başkanı Jerome Powell'ın açıklamaları, bankanın gelecek dönemdeki adımlarına ilişkin net bir sinyal vermedi. Powell, enflasyonun hedefin üzerinde seyrettiğini ancak faiz indirimleri için henüz erken olduğunu belirtti. Bu ifadeler, piyasalarda faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirdi.
Öte yandan, 10 yıllık Hazine tahvil getirisi yüzde 5'in üzerine çıkarak son 20 yılın zirvesine ulaştı. Uzun vadeli getirilerdeki bu artış, hisse senedi piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle teknoloji hisseleri, yüksek faiz ortamında gelecekteki kazançların bugünkü değerinin düşmesi nedeniyle değer kaybediyor. Bu durum, özellikle yapay zeka alanındaki yoğun harcamaların kârlılığa dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Küresel piyasalarda satış baskısı
ABD'deki bu gelişmeler, Asya-Pasifik bölgesindeki borsalara da yansıdı. Japonya'nın Nikkei 225 endeksi vadeli işlemlerde yüzde 1'in üzerinde düşüş kaydederken, Avustralya'nın ASX 200 endeksi de benzer bir düşüşle işlem görüyor. Hong Kong ve Şanghay'daki endekslerin de bu sabah satıcılı açılması bekleniyor. Yatırımcılar, Çin'in ekonomik teşvik paketlerine rağmen büyüme endişelerinin sürdüğü bir ortamda, küresel faiz artışlarının etkisini yakından izliyor.
Analistler, Fed'in faiz patikasının yanı sıra jeopolitik risklerin de piyasalar üzerinde etkili olduğuna dikkat çekiyor. Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, küresel enflasyonist baskıları yeniden alevlendirme riski taşıyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirimi konusunda daha temkinli davranmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faizleri sabit tutması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Bu gelişme, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde rezerv biriktirmesi ve kredi notundaki iyileşmeler, bu baskılara karşı bir tampon oluşturabilir. Ayrıca, küresel risk iştahındaki daralma, Türk varlıklarına yönelik portföy akışlarını sınırlayabilir. Bu nedenle, makroekonomik istikrarı korumak ve cari açığı finanse etmek için yapısal reformların sürdürülmesi büyük önem taşıyor.