ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımına gitmesi için gereken eşik, işgücü piyasasının güçlü kalmaya devam etmesi ve enflasyonun beklenenden daha yapışkan olması nedeniyle giderek düşüyor. Schwab Merkezi Finansal Araştırmalar Direktörü Collin Martin, “Faizleri hemen şimdi artırma vakti geldi,” diyerek piyasalarda yankı uyandıran bir değerlendirme yaptı. Martin’e göre, Fed’in agresif faiz artışlarının ardından gelen pas geçme dönemi, enflasyonla mücadelede yeterli olmayabilir ve yeni bir sıkılaştırma adımı yakın görünüyor.
Güçlü İşgücü Piyasası ve Yapışkan Enflasyon
Fed, 2022 ve 2023 yıllarında faizleri toplamda 525 baz puan artırarak 22 yılın en yüksek seviyesine çıkarmıştı. Ancak son üç toplantıda faizi sabit tutan banka, enflasyon verilerinin beklenenden güçlü gelmesiyle zor bir karar aşamasına girdi. Ocak ayında açıklanan tarım dışı istihdam verileri, 350 bin kişilik artışla piyasa beklentilerini ikiye katlarken, işsizlik oranı yüzde 3,7’de kaldı.
Collin Martin, “İşgücü piyasası hâlâ son derece sıkı. Ücret artışları enflasyonu körüklüyor ve hizmet sektörü fiyatları düşmüyor. Bu ortamda Fed’in pas geçmesi, sıkılaştırma döngüsünün erken sonlandırılması riskini taşıyor,” dedi. Martin ayrıca, Fed‘in enflasyon hedefi olan yüzde 2’ye ulaşmasının daha uzun süreceğini ve yeni bir faiz artışının bu süreci hızlandırabileceğini vurguladı.
Öte yandan, piyasa katılımcıları faiz artışı olasılığını yüzde 40’ın üzerinde fiyatlarken, bazı ekonomistler ise hâlâ faiz indirimi beklentisini koruyor. Bu görüş ayrılığı, ABD ekonomisinin “yumuşak iniş” yapıp yapamayacağı sorusu etrafında şekilleniyor.
Küresel Etkiler ve Gelişmekte Olan Piyasalar
Fed’in olası bir faiz artışı, sadece ABD ekonomisini değil, gelişmekte olan piyasaları da yakından etkileyecek. Artan ABD faizleri, doları güçlendirirken, Türkiye gibi ülkelerin dış borç yükünü artırabilir ve sermaye çıkışlarına yol açabilir. Ayrıca, altın ve petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında düşüş bekleniyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) geçtiğimiz hafta yayımladığı raporda, küresel enflasyonun 2025 yılına kadar hedeflenen seviyelere inmeyebileceği uyarısında bulunarak, merkez bankalarının dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Fed’in faiz kararları, özellikle yüksek enflasyon ve kur kriziyle mücadele eden ülkeler için kritik önemde. Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika gibi büyük gelişmekte olan ekonomiler, olası bir Fed faiz artışına karşı kendi para politikalarını sıkılaştırmaya hazırlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed’in yeniden faiz artırımına gitmesi, Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan etkili olacak bir gelişmedir. Doların güçlenmesi, Türk lirası üzerinde baskı yaratırken, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu yukarı çekebilir. Ayrıca, yabancı sermaye girişlerinin yavaşlaması ve dış borçlanma maliyetlerinin yükselmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz politikasını daha da karmaşık hale getirebilir. TCMB’nin son aylarda faiz indirimlerine gitmesi, dolarizasyon riskini artırırken, olası bir Fed faiz artışı, TCMB’yi sert bir şekilde faiz artırmaya zorlayabilir. Bu durum, büyüme ve istihdam hedefleri açısından yeni zorluklar doğurabilir.