Renaissance Macro Research ekonomisti Neil Dutta, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Ekim ayında faiz artırımı ihtimalinin şu an için zayıf olduğunu, ancak tek bir olumsuz enflasyon verisinin bu tabloyu tersine çevirebileceğini belirtti. Bloomberg Surveillance programında konuşan Dutta, piyasaların Fed'in bir sonraki hamlesini büyük ölçüde veri odaklı değerlendirdiğini vurguladı.
Enflasyon Verisi Fed'in Yönünü Belirleyecek
Neil Dutta'ya göre, Fed'in Ekim toplantısında faiz artırımına gitmesi şu anki koşullarda "yaşam destek ünitesinde" gibi görünüyor. Ancak Dutta, bu durumun yalnızca bir kötü enflasyon raporuyla değişebileceğini ifade etti. Fed'in enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu sürdürdüğünü hatırlatan Dutta, özellikle çekirdek enflasyon ve hizmet enflasyonundaki katılığın politika yapıcıları temkinli tuttuğunu söyledi.
Fed'in son dönemde faiz oranlarını sabit tutma eğiliminde olduğunu, ancak enflasyonun yeniden yükselişe geçmesi halinde agresif adımlar atabileceğini belirten Dutta, piyasa katılımcılarının bu olasılığı tam olarak fiyatlamadığını dile getirdi. Dutta, "Ekim ayında bir faiz artırımı şu anda masada değil gibi görünüyor, ancak gelecek haftalarda açıklanacak enflasyon verisi her şeyi değiştirebilir" dedi.
Renaissance Macro Research ekonomisti, Fed'in veri bağımlılığına vurgu yaparak, özellikle Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verilerinin kritik olduğunu belirtti. Dutta, enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda Fed'in 2023'ün son çeyreğinde faiz artırımına gidebileceğini öngördü.
Küresel Piyasalar ve Fed'in Etkisi
Fed'in para politikası, küresel finansal piyasalar üzerinde büyük etkiye sahip. Gelişmekte olan ülkeler, Fed'in faiz artırımları sonrasında sermaye çıkışları ve kur baskılarıyla karşılaşabiliyor. Dutta'nın açıklamaları, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için önemli sinyaller içeriyor. Fed'in sıkılaşma döngüsünü tamamlamadığı mesajı, doların güçlü kalabileceği ve küresel likiditenin daralabileceği anlamına geliyor.
Öte yandan, ABD ekonomisinin son dönemdeki dayanıklılığı, Fed'in faiz artırımlarını daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendiriyor. İstihdam verileri ve tüketici harcamaları güçlü seyrederken, enflasyonun yavaşlaması Fed'e "bekle ve gör" stratejisi izleme imkanı tanıyor. Ancak Dutta, enflasyondaki herhangi bir sıçramanın bu dengeli tabloyu bozabileceğini hatırlatıyor.
Piyasalar, Fed'in gelecek toplantılarına ilişkin beklentilerini sürekli güncelliyor. Faiz vadeli işlemleri, Ekim ayında bir artırım olasılığını düşük gösterirken, Aralık ayı için olasılık biraz daha yüksek. Dutta'nın yorumları, bu belirsizliğin süreceğini ve veri akışının yön belirleyici olacağını teyit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in olası bir faiz artırımı, Türkiye ekonomisi için doğrudan sonuçlar doğurabilir. ABD'de faizlerin yükselmesi, doların küresel çapta değer kazanmasına ve gelişmekte olan ülke para birimlerinin baskı altında kalmasına yol açar. Türk lirası da bu durumdan olumsuz etkilenebilir; sermaye çıkışları ve ithalat maliyetlerindeki artış enflasyonu yukarı yönlü baskılayabilir. Ayrıca, Fed'in sıkılaşması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasını da dolaylı olarak etkiler. TCMB, sermaye akımlarını dengelemek ve kur istikrarını sağlamak için ek önlemler almak zorunda kalabilir. Bu nedenle, Fed'in atacağı adımlar Türkiye'nin makroekonomik istikrarı açısından yakından takip edilmelidir.