ProPublica'nın haberine göre, FBI'ın yolsuzlukla mücadele birimi Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins hakkında yürüttüğü soruşturmayı, dönemin Başkanı Donald Trump'ın müdahalesi sonucu durdurmak zorunda kaldı. Maine eyaletini temsil eden ve Senato'da kritik oylamalarda belirleyici rol oynayan Collins, 2020 seçimlerinde yeniden seçilme yarışındaydı. Soruşturmanın odağında Collins'in görevini kötüye kullanıp kullanmadığı veya yolsuzluk iddiaları yer alıyordu.
Soruşturmanın Arka Planı ve Trump'ın Müdahalesi
FBI'ın yolsuzlukla mücadele birimi, Collins'in 2018 yılında Senato İstihbarat Komitesi Başkanı olarak yürüttüğü faaliyetler ve özellikle Rusya soruşturmasıyla ilgili tutumu nedeniyle inceleme başlatmıştı. Kaynaklara göre, birim Collins'in bazı iş insanlarıyla olan ilişkilerini ve kampanya bağışlarını mercek altına almıştı. Ancak soruşturmanın henüz erken aşamasındayken, Beyaz Saray'dan gelen siyasi baskı sonucu dosya kapatıldı. ProPublica, Trump yönetiminin Adalet Bakanlığı üzerinden FBI'a müdahale ederek soruşturmanın yavaşlatılmasını ve nihayetinde sonlandırılmasını sağladığını iddia etti. Adalet Bakanlığı sözcüleri iddiaları reddetti.
Collins, Senato'da Trump'ın azledilme davasında beraat yönünde oy kullanmış ve bu tutumuyla Trump'ın takdirini kazanmıştı. 2020'deki yeniden seçim kampanyasında zorlu bir yarış veren Collins, anketlerde Demokrat rakibi Sara Gideon'un gerisinde görünüyordu. Soruşturmanın kamuoyuna yansıması halinde seçim sonucunun değişebileceği belirtiliyordu. FBI'ın soruşturmayı kapatma kararı, Adalet Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileri tarafından onaylandı. Collins'in sözcüsü ise konuyla ilgili sorulara yanıt vermedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'de yargı ve kolluk kuvvetlerinin siyasi baskı altında kalmasının son örneği olarak değerlendiriliyor. Trump döneminde FBI ve Adalet Bakanlığı'nın bağımsızlığına yönelik çok sayıda müdahale iddiası ortaya atılmıştı. Bu olay, Amerikan demokrasisinin denge-denetleme mekanizmalarının ne kadar kırılgan hale geldiğini gözler önüne seriyor. Uluslararası alanda ise ABD'nin hukuk devleti imajı ve yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığı sorgulanıyor. NATO ve diğer müttefikler, ABD'nin iç siyasi çalkantılarının transatlantik ilişkilere etkisini yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tür siyasi müdahale iddiaları, Türkiye-ABD ilişkilerinde yargı bağımsızlığı ve karşılıklı güven konularını yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, iade talepleri ve FETÖ ile mücadelede ABD yargısının siyasi baskı altında olduğu argümanını sıkça dile getiriyor. Bu haber, ABD'nin kendi içinde yolsuzluk soruşturmalarının siyasi müdahaleyle engellendiğini göstererek Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz politikalarında yaşanabilecek istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel hamlelerini etkileyebilir. Washington'daki iç siyasi hesaplaşmalar, iki ülke arasındaki savunma ve ticaret anlaşmalarını da geciktirebilir.