ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Enerji Bakanlığı'nda görevli 51 yaşındaki Ashton Hamed Ellaboudy'yi, Yemen'de İran destekli Husi milislerine destek sağlamaya çalışmak suçlamasıyla gözaltına aldı. Washington eyaletinin Richland kentinde yaşayan Ellaboudy, perşembe günü (1 Ekim 2026) tutuklandı ve cuma günü ilk kez mahkeme önüne çıkacak. Mahkeme kayıtlarında şüphelinin adına konuşabilecek bir avukat bulunmuyor.
Suçlamanın Arka Planı ve Ellaboudy'nin Profili
Yetkililer, Ellaboudy'nin Enerji Bakanlığı bünyesinde kritik bir pozisyonda çalıştığını ancak hangi birimde görev yaptığına dair ayrıntı paylaşmadı. FBI'ın soruşturması, şüphelinin Husi milislerine maddi veya lojistik destek sağlama girişiminde bulunduğu iddiasına dayanıyor. Husi milisleri, 2014'ten bu yana Yemen'deki iç savaşta İran'ın desteğiyle savaşıyor ve ABD tarafından terör örgütü olarak tanınıyor.
Ellaboudy'nin tutuklanması, ABD'de federal bir çalışanın yabancı bir silahlı grupla bağlantılı suçlamalarla gözaltına alınması açısından dikkat çekici. Soruşturmanın, FBI'ın Washington Field Office ve karşı istihbarat birimleri tarafından yürütüldüğü öğrenildi. Ellaboudy'nin cuma günkü duruşmasında suçlamayı kabul edip etmeyeceği henüz bilinmiyor.
Enerji Bakanlığı, konuyla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirterek detay vermekten kaçındı. Bakanlık sözcüsü, "Çalışanlarımızın ulusal güvenliğe tehdit oluşturmasına izin verilmez; gerekli işlemler yapılacaktır" ifadelerini kullandı. Ellaboudy'nin görevden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmadığı netleşmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran, Yemen ve ABD'nin İkili Mücadelesi
Husi milisleri, Yemen'deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşıyor ve son yıllarda Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla küresel deniz ticaretini tehdit ediyor. ABD, Husileri İran'ın bölgesel yayılmacılığının bir aracı olarak görüyor ve örgüte yönelik yaptırımlarını sürdürüyor. Ellaboudy'nin Husi destekçisi olmakla suçlanması, İran'ın ABD içindeki nüfuz ağlarına dair endişeleri artırabilir.
Uzmanlar, bu tür davaların ABD'de nadir görüldüğünü ancak son yıllarda İran bağlantılı suçlamalarda artış olduğunu belirtiyor. FBI'ın soruşturması, özellikle kritik altyapı ve nükleer enerji gibi hassas sektörlerde çalışan personelin yabancı aktörlerle ilişkilerinin sıkı takip edildiğini gösteriyor. Enerji Bakanlığı, ABD'nin nükleer silah programının da dahil olduğu birçok hassas projeyi yönetiyor; bu nedenle çalışanların güvenlik taramasından geçmesi zorunlu.
Yemen'deki savaş, 2014'ten bu yana yüz binlerce kişinin ölümüne ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. Husiler, 2023'ten itibaren Gazze'deki çatışmalarla bağlantılı olarak Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenledi. ABD ve İngiltere, Husilere yönelik hava saldırıları gerçekleştirdi. Bu bağlamda Ellaboudy davası, ABD'nin İran ve vekil gruplarına karşı yürüttüğü çok cepheli mücadelenin bir parçası olarak görülebilir.
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, Kızıldeniz'deki istikrarsızlıktan ekonomik olarak etkileniyor. Husi saldırıları, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin aksamasına ve navlun maliyetlerinin artmasına neden oluyor. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. ABD'de bir kamu çalışanının Husi destekçisi olmakla suçlanması, İran'ın bölgesel etkisine dair algıları etkileyebilir ve Türkiye'nin enerji güvenliği ile istihbarat iş birliği konularında dikkatli olmasını gerektirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, İran'ın vekil gruplar aracılığıyla yürüttüğü nüfuz savaşının ABD içine kadar uzandığını göstermesi bakımından önemli. Türkiye, İran ile ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin İran karşıtı yaptırımlarına tabi. Enerji Bakanlığı gibi kritik bir kurumda yaşanan bu tür olaylar, Türkiye'nin de kritik altyapı ve savunma sanayisinde görev yapan personelin güvenlik taramalarını sıkılaştırması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret yollarının güvenliği için bölgesel iş birliğini zorunlu kılıyor.