FBI'ın, 11 Eylül 2001 saldırılarında Suudi istihbaratıyla bağlantılı olduğu öne sürülen Omar el-Bayoumi hakkındaki kanıtları yıllarca gizlediği iddiası, ABD'de yeniden tartışma yarattı. El-Bayoumi, kendisinin aşırılıkçı veya Suudi casusu olduğu suçlamalarını her zaman reddetti. Ancak FBI'ın soruşturma dosyalarındaki eksiklikler ve gizlilik kararları, 9/11 saldırılarında Suudi Arabistan'ın rolüne dair soru işaretlerini artırdı.
Olayın Arka Planı
Omar el-Bayoumi, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren teröristlerden iki tanesi olan Halid el-Mihdhar ve Navaf el-Hazmi ile San Diego'da yakın ilişki kurmakla suçlanıyor. FBI, el-Bayoumi'nin Suudi Arabistan'dan aldığı talimatlarla bu kişilere lojistik destek sağladığını, banka hesapları açmalarına yardım ettiğini ve onları çeşitli kolaylıklarla tanıştırdığını tespit etmişti. El-Bayoumi, 2001 yılında İngiltere'de gözaltına alınmış, ancak delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı. Dosya, yıllar sonra FBI'ın el-Bayoumi'nin Suudi istihbaratıyla bağlantısını gösteren belgeleri sakladığı iddialarıyla yeniden açıldı.
2016 yılında ABD Kongresi'ne sunulan 9/11 raporunun 28 sayfalık gizli bölümü, Suudi Arabistan'ın saldırılardaki rolüne dair ipuçları içeriyordu. Bu bölümün yayımlanması için aileler ve bazı senatörler uzun süre mücadele verdi. 2021 yılında FBI, el-Bayoumi hakkındaki bazı belgeleri kısmen yayımladı; ancak belgelerin büyük kısmı hâlâ gizli. Eleştirmenler, FBI'ın ulusal güvenlik gerekçesiyle kamuoyundan bilgi sakladığını, bunun da Suudi Arabistan'ı korumaya yönelik olduğunu savunuyor.
Suudi Arabistan hükümeti ise 9/11 saldırılarıyla hiçbir ilgisi olmadığını defalarca açıkladı. Ancak bağımsız araştırmacılar, saldırıyı gerçekleştiren 19 kişiden 15'inin Suudi vatandaşı olması ve el-Bayoumi gibi isimlerin şüpheli faaliyetlerinin belgelenmesi nedeniyle Riyad'ın rolünün yeterince araştırılmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
9/11 saldırıları sonrası ABD, Suudi Arabistan ile karmaşık bir ilişki yürüttü. Bir yandan terörizmle mücadelede iş birliği yapılırken, diğer yandan Suudi Arabistan'ın selefi akımları desteklediği ve bazı teröristlere finansman sağladığı iddiaları hiç gündemden düşmedi. FBI'ın el-Bayoumi dosyasındaki gizlilik, bu güvensizliği derinleştiriyor. 2021'de yayımlanan belgeler, el-Bayoumi'nin Suudi konsolosluğuyla yoğun temasını ortaya koymuş, ancak doğrudan bir emir zinciri kanıtlanamamıştı.
ABD'de 9/11 mağdur aileleri, Suudi Arabistan'a karşı tazminat davası açma hakkı elde etmek için yıllarca lobi yaptı. 2016'da kabul edilen JASTA (Adalet Terörizm Sponsorlarına Karşı) yasası, Suudi yetkililerin bu tür davalardan muafiyetini kaldırdı. Bu yasa, Riyad ile Washington arasında gerilime yol açtı. FBI'ın el-Bayoumi dosyasını tamamen açmaması, bu davalarda delil elde edilmesini zorlaştırıyor.
Uluslararası arenada ise 9/11'nin ardından yürütülen terörle mücadele operasyonları, Orta Doğu'nun yeniden şekillenmesine neden oldu. Afganistan ve Irak işgalleri, bölgede istikrarsızlığı artırdı. Suudi Arabistan'ın bu süreçteki rolü, özellikle Vahhabi ideolojisinin yayılması ve cihatçı gruplara finansman iddialarıyla sık sık sorgulandı. FBI'ın elindeki bilgileri saklaması, bu sorgulamaların cevapsız kalmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istihbarat iş birliği açısından önem taşıyor. Türkiye, 9/11 sonrası terörle mücadelede NATO çerçevesinde ABD ile iş birliği yapmış, ancak Suudi Arabistan ile de ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürmüştür. FBI'ın Suudi bağlantılı bir isim hakkındaki kanıtları gizlemesi, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu terör finansmanı ve istihbarat paylaşımı sorunlarına işaret ediyor. Eğer iddialar doğruysa, bu durum ABD'nin müttefikleri arasında ayrım yaptığı ve şeffaflıktan uzaklaştığı algısını güçlendirir. Türkiye, hem kendi güvenliği hem de bölgesel istikrar için istihbarat paylaşımının açık ve güvenilir olmasını savunmalıdır.