Fas güvenlik güçlerinin, İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımını kullanarak muhalifleri, gazetecileri ve sivil toplum aktivistlerini hedef aldığı ortaya çıktı. Konuya ilişkin ihbarcı bir kişi, Rabat yönetiminin sistematik dinleme faaliyetlerini ayrıntılı biçimde belgeledi. Middle East Eye’a konuşan kaynak, Fas İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir birimin 2019’dan itibaren yazılımı aktif olarak kullandığını ve en az 6 bin telefon numarasını izlemeye aldığını iddia etti. İddialar, ülkede ifade özgürlüğü ve dijital mahremiyet konularında yeni tartışmalar başlattı.
Pegasus’un Fas’taki kullanımı ve hedef alınanlar
İhbarcıya göre, hedef listesinde bağımsız gazeteciler, insan hakları avukatları, siyasi parti üyeleri ve hatta bazı yabancı diplomatlar yer alıyor. Özellikle Batı Sahra meselesinde farklı görüşlere sahip aktivistlerin yoğun biçimde izlendiği belirtiliyor. Pegasus’un akıllı telefonlara sızarak mesajlaşma uygulamaları, arama kayıtları ve kamera gibi donanımlara eriştiği biliniyor. NSO Group daha önce yazılımın yalnızca terör ve ağır suçlarla mücadele için kullanıldığını savunmuştu ancak Fas örneği bu savı çürütüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü, Rabat’tan konuya ilişkin şeffaf bir soruşturma talep etti.
Olay, Fas’ın uluslararası alandaki imajına da gölge düşürdü. Ülke, son yıllarda reform adımları ve bölgesel arabuluculuk rolleriyle Batılı ülkeler nezdinde saygınlık kazanmıştı. Ancak bu tür bir gözetim skandalı, özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerde güven sorununa yol açabilir. Fas hükümeti iddiaları yalanlarken, ihbarcı ise kimliğinin gizli kalması koşuluyla tanıklık yapmaya hazır olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: Dijital gözetim yaygınlaşıyor
Fas’taki Pegasus skandalı, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da dijital gözetleme teknolojilerinin demokratik olmayan rejimlerce kullanımını yeniden gündeme taşıdı. Daha önce Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın da benzer yazılımları muhaliflerine karşı kullandığı belgelenmişti. NSO Group, 2021’de ABD Ticaret Bakanlığı tarafından kara listeye alınmış ancak şirket faaliyetlerine devam etmişti. Uzmanlar, bu tür casus yazılımların ihracatının sıkı denetim altına alınması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, teknolojinin sınıraşan doğası nedeniyle mağdurların hukuki koruma bulması da zorlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas’taki Pegasus skandalı, Türkiye’nin de benzer gözetim teknolojilerine ilişkin tartışmalarını hatırlatıyor. Türkiye’nin 2020’de benzer bir yazılımı kullandığı iddiaları kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Bu tür olaylar, küresel çapta dijital mahremiyet ve ifade özgürlüğüne yönelik tehditleri gözler önüne seriyor. Bölgesel güç dengeleri açısından ise Fas’ın imaj kaybı, Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki nüfuz alanında dolaylı bir kazanım yaratabilir. Ancak asıl önemli boyut, dijital istihbarat araçlarının demokratik denetim eksikliği sorunudur. Türkiye’nin bu alanda uluslararası standartlara uyum sağlaması, hem iç hem dış politikada güvenilirliğini artıracaktır.