PARİS, 5 Eylül - İngiltere'nin popülist Reform UK partisi ile Fransa'nın aşırı sağcı National Rally (Ulusal Birlik) partisinin, Manş Denizi'ni küçük teknelerle geçerek İngiltere'ye ulaşan sığınmacıların Fransa'ya geri gönderilmesini öngören anlaşması, Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik tepkilere yol açtı. Cumartesi günü birçok Fransız cumhurbaşkanı adayı, planı sert sözlerle eleştirdi.
Anlaşmanın Arka Planı
Reform UK lideri Nigel Farage ve National Rally'nin genç yıldızı Jordan Bardella'nın öncülük ettiği plan, İngiltere'ye yasa dışı yollarla giren sığınmacıların derhal Fransa'ya iade edilmesini içeriyor. İki parti arasında varılan mutabakata göre, İngiliz yetkililer tarafından tespit edilen düzensiz göçmenler, geldikleri ülke olan Fransa'ya geri gönderilecek. Bu fikir, ilk olarak Farage tarafından dile getirilmiş ve Bardella tarafından da desteklenmişti. İki lider, göç konusunda ortak bir cephe oluşturarak egemenlik vurgusu yapıyor. Ancak plan, hukuki ve pratik açıdan ciddi soru işaretleri barındırıyor. Uluslararası hukuk ve AB düzenlemeleri, sığınmacıların geri gönderilmesi konusunda karmaşık prosedürler öngörüyor. Ayrıca Fransa'nın böyle bir anlaşmaya sıcak bakıp bakmayacağı da belirsiz. Zira Fransız hükümeti, henüz resmi bir açıklama yapmış değil. İngiltere'nin Brexit sonrası göç politikaları, Ruanda planı gibi tartışmalı uygulamalarla gündemdeydi. Bu yeni öneri, Avrupa'da göçmen karşıtı söylemin nasıl şekillendiğini göstermesi açısından önemli.
Fransa'da Siyasi Yankıları
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimine giden süreçte, birçok aday konuya ilişkin görüş belirtti. Aşırı sağcı National Rally'nin lideri Marine Le Pen'in yeğeni Bardella'nın bu girişimi, partisinin göç karşıtı duruşunu pekiştiriyor. Ancak ana akım adaylar, planı "sorumluluktan kaçmak" ve "popülist bir hamle" olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi La République En Marche'den bir sözcü, "Fransa'nın İngiltere'nin göçmen sorununu çözmesi beklenemez" dedi. Diğer merkez sol ve sağ partilerden adaylar da anlaşmayı "insanlık dışı" ve "hukuka aykırı" olarak değerlendirdi. Öte yandan, anketlerde yükselişte olan aşırı sağın bu konuyu nasıl kullanacağı merak ediliyor. Fransa'da 2022'de yapılan seçimlerde göç en önemli gündem maddelerinden biriydi. 2027 seçimleri öncesinde benzer bir tablo oluşabilir. National Rally, göçmen karşıtı söylemini sertleştirerek oy tabanını genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu tür bir anlaşma, Fransa'nın uluslararası itibarına zarar verebilir ve AB ile ilişkilerde gerilim yaratabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere ile Fransa arasındaki Manş Denizi, düzensiz göçün en yoğun yaşandığı rotalardan biri. 2023'te 45 binden fazla kişi küçük teknelerle İngiltere'ye geçmeye çalıştı. Bu trajik yolculuklarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti. İngiltere hükümeti, Ruanda planıyla sığınmacıları Afrika'ya göndermeyi amaçlamıştı; ancak bu plan yargı engeline takıldı. Şimdi ise Farage ve Bardella'nın önerisi, sorunu kaynağında çözmek yerine geri itme (pushback) politikasına dayanıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, bu tür uygulamaların mülteci haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Avrupa Birliği, göç konusunda ortak bir politika oluşturmaya çalışsa da üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıkları var. Bu anlaşma, AB'nin göç yönetimindeki zafiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılmasının ardından sınır güvenliği konusunda işbirliği arayışları hız kazandı. Fransa ile İngiltere arasında 2020'de imzalanan anlaşma çerçevesinde ortak devriyeler yapılıyor. Ancak yeni öneri, bu işbirliğini gölgeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa'ya yönelik düzensiz göçün en kritik transit ülkelerinden biri. İngiltere-Fransa arasındaki bu tür popülist girişimler, AB'nin göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğini artırabilir ve Türkiye'ye yönelik baskıları yoğunlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin 2016 AB mutabakatı çerçevesinde üstlendiği sorumluluklar yeniden tartışmaya açılabilir. Göçmen geri kabul anlaşmalarının örnek alınması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye kendi sınır güvenliği ve göç yönetimi politikalarını uluslararası hukuka uygun şekilde sürdürmeye devam ediyor.