Eyfel Kulesi'ni işleten SETE şirketinin başkanı Jean-François Martins, bir Hindu tarikatının ziyareti sırasında kadın çalışanların görevden uzaklaştırılması skandalının ardından görevinden istifa etti. Olay, 12 Eylül'de Paris'in simgesi olan kuleye düzenlenen özel bir tur sırasında yaşandı. Kadın personelin, dini gerekçelerle alandan çekilmesi hem kamuoyunda hem de siyasette büyük yankı uyandırdı. Martins'in istifası, olayın basına yansımasından bir hafta sonra geldi.
Olayın Arka Planı
Edinilen bilgilere göre, Hindistan merkezli bir Hindu grubu, 12 Eylül'de Eyfel Kulesi'ni ziyaret etti. Ziyaret öncesinde grup yetkilileri, dini inançları gereği kadınların bulunduğu ortamlarda bulunamayacaklarını belirterek, kuledeki kadın personelin görev yerlerinden uzaklaştırılmasını talep etti. SETE yönetimi, bu talebi kabul ederek kadın çalışanları geçici olarak başka birimlere kaydırdı. Olay, sosyal medyada bir kule çalışanının paylaşımıyla ortaya çıktı.
Fransa'da laiklik ilkesi anayasal güvence altında. 1905 tarihli Kilise ve Devlet Ayrılığı Yasası, kamusal alanda dini kuralların dayatılmasını yasaklıyor. Olayın basına yansımasının ardından sendikalar ve kadın hakları örgütleri, SETE yönetimini "ayrımcılığa göz yummakla" suçladı. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da konuya ilişkin açıklama yaparak uygulamayı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.
Jean-François Martins, istifa açıklamasında olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "Eyfel Kulesi'nin tüm çalışanları için güvenli ve eşitlikçi bir iş ortamı sağlamak benim sorumluluğumdu. Bu olayda bu sorumluluğu yerine getiremedim" ifadelerini kullandı. SETE yönetim kurulu, Martins'in istifasını kabul ettiğini ve yerine geçici olarak genel müdür yardımcısı Patrick Branco'nun atandığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olay, sadece Fransa'da değil, Avrupa genelinde laiklik ve çok kültürlülük tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Son yıllarda Avrupa'da dini azınlıkların talepleri ile evrensel eşitlik ilkeleri arasındaki gerilim artıyor. Özellikle Fransa'da 2004'te okullarda başörtüsü yasağı, 2010'da yüz örtüsü yasağı gibi düzenlemeler, bu gerilimin somut yansımaları olarak görülüyor.
Uzmanlar, olayın turizm sektöründe çalışan kadınlar için ayrımcılık riskini gözler önüne serdiğini belirtiyor. Dünya genelinde dini turizm hareketliliği artarken, turistik tesislerin dini taleplere ne ölçüde uyum sağlayacağı tartışma konusu. Eyfel Kulesi gibi sembolik bir mekânda yaşanan bu olay, benzer taleplerin diğer ülkelerde de gündeme gelebileceği endişesini doğurdu.
Hindistan'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak olay, Hindistan'da da sosyal medyada geniş yankı buldu. Bazı Hindu gruplar, taleplerinin "dini özgürlük" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, kadın hakları savunucuları uygulamanın cinsiyet ayrımcılığı olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Eyfel Kulesi'nde yaşanan olay, Türkiye'nin laiklik ve kadın hakları tartışmalarına doğrudan bir etki yapmasa da, Avrupa'daki dini özgürlük ve ayrımcılık dengesi konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, hem laik bir hukuk devleti hem de Müslüman çoğunluğa sahip bir ülke olarak, benzer gerilimleri zaman zaman yaşıyor. Olay, kamusal alanda dini taleplerin sınırlarının ne olması gerektiği tartışmasını küresel ölçekte yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde laiklik ve insan hakları başlıkları sürekli gündemde olduğundan, bu tür olaylar dolaylı da olsa Türkiye'nin Avrupa'daki imajını etkileyebilir. Ayrıca, Türk turizm sektörü için de ders niteliğinde: dini grupların talepleri ile evrensel hizmet standartları arasında denge gözetilmeli.