Özel sermaye ikincil işlemleri (secondaries) 2026 yılının ilk yarısında 121 milyar dolarlık rekor bir hacme ulaştı. Evercore'un küresel özel sermaye başkanı Nigel Dawn, bu yükselişin arkasında fon yöneticilerinin en değerli varlıklarını daha uzun süre ellerinde tutma isteğinin yattığını belirtti. Bloomberg Deals programında Romaine Bostick'in sorularını yanıtlayan Dawn, sektörün 'müthiş bir arka rüzgara' sahip olduğunu söyledi. Bu rekor seviye, özel varlık piyasalarında likidite arayışının ve yatırımcıların portföylerini yeniden dengeleme ihtiyacının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
İkincil İşlemler Neden Patladı?
İkincil işlemler, yatırımcıların mevcut özel sermaye fonlarındaki paylarını veya doğrudan şirket hisselerini başka yatırımcılara satmasını sağlayan işlemlerdir. Bu piyasa, özellikle fon süresi dolan ancak varlıklarını satmak istemeyen fon yöneticilerine esneklik sunar. Nigel Dawn'a göre, son dönemde fon yöneticileri 'kupa' olarak nitelendirilebilecek tek bir varlığı daha uzun süre ellerinde tutmak için ikincil işlemlere yöneliyor. Bu sayede, güçlü performans gösteren şirketlerin satışı ertelenerek daha yüksek değerlemelerden çıkış yapılması hedefleniyor.
Evercore verilerine göre, 2026 ilk yarıda gerçekleşen 121 milyar dolarlık işlem hacmi, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık %25'lik bir artışı temsil ediyor. Bu büyümede, kurumsal yatırımcıların nakit ihtiyacı, düzenleyici baskılar ve fon portföylerindeki varlık yoğunluğunun azaltılması gibi faktörler etkili oldu. Ayrıca, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki güçlü şirketlere olan ilgi, ikincil piyasada işlem hacimlerini artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, bu trendin yılın ikinci yarısında da devam edebileceğini, ancak küresel faiz oranlarındaki belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin piyasayı etkileyebileceğini belirtiyor. Evercore, 2026 genelinde ikincil işlem hacminin 240 milyar doları aşabileceğini öngörüyor. Bu, özel sermaye sektörünün artık olgunlaştığı ve likidite yönetiminin daha karmaşık hale geldiği anlamına geliyor.
Küresel Piyasalarda Yeni Denge
İkincil işlemlerdeki bu rekor, özel sermaye endüstrisindeki daha geniş bir dönüşümün parçası olarak görülüyor. Geleneksel fon yapıları yerine, devam fonları (continuation funds) ve GP-led işlemler gibi yeni nesil yapılar öne çıkıyor. Bu yapılar, fon yöneticilerinin varlıkları daha uzun süre yönetmesine ve yatırımcılarına daha yüksek getiri sağlamasına olanak tanıyor. Ancak, bu işlemlerin şeffaflık ve çıkar çatışması endişelerini de beraberinde getirdiği eleştirileri bulunuyor.
Küresel ölçekte, özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa'daki fon yöneticileri bu piyasanın en aktif oyuncuları. Asya-Pasifik bölgesi ise henüz daha küçük bir paya sahip olsa da, hızla büyüyen bir pazar olarak dikkat çekiyor. Örneğin, Japon ve Koreli kurumsal yatırımcıların ikincil işlemlere olan ilgisi artıyor. Bu durum, özel varlık yatırımlarının küresel olarak daha erişilebilir hale geldiğini ve yatırımcı tabanının genişlediğini gösteriyor.
Merkez bankalarının faiz politikalarındaki sıkılaşma döneminin sona erdiği beklentisi, özel varlık değerlemelerini destekleyebilir. Bu da ikincil işlemlerin cazibesini artırabilir. Ancak, jeopolitik gerilimler, özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ticaret savaşları, piyasada oynaklığa neden olabilir. Nigel Dawn, bu risklere rağmen ikincil işlem piyasasının uzun vadede büyümeye devam edeceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özel sermaye piyasasında gelişmekte olan bir ülke olarak, ikincil işlemlerdeki bu küresel trendden etkilenebilir. Yabancı yatırımcıların Türkiye'deki özel sermaye fonlarına olan ilgisi son yıllarda dalgalı bir seyir izliyor. İkincil işlemler, özellikle yabancı yatırımcıların Türk varlıklarından çıkış yapmak istemesi durumunda bir likidite mekanizması sağlayabilir. Ancak, Türkiye'de bu piyasanın derinliği henüz yeterli değil. Yine de, küresel ikincil işlem hacminin artması, Türk varlıklarına olan yatırımcı ilgisini dolaylı olarak artırabilir ve yerli fon yöneticilerine yeni fırsatlar sunabilir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin sermaye piyasalarının uluslararası entegrasyonunu güçlendirebilir.