34 yaşındaki Filipinli Victor Lee, ailesini geride bırakacak bir adam değil. Ancak yaptığı hesaplar, hayatının bir sonraki durağının Litvanya olması gerektiğini gösteriyor. Eşi gitmesini istemiyor; çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalacak, kocasının yerini sadece bir video görüşmesi dolduracak. Lee, yalnız değil. Filipinler'de her yıl milyonlarca işçi, evdeki düşük ücretler ve sınırlı fırsatlar nedeniyle yurt dışına umut yolculuğuna çıkıyor. Bu, ülkenin en büyük sosyal ve ekonomik gerçekliği: sürekli bir exodus.
Bitmeyen Göçün Ekonomik Dinamikleri
Filipinler, dünyanın en büyük işçi ihraç eden ülkelerinden biri. Her yıl yaklaşık 2 milyon Filipinli, yurt dışında çalışmak için ülkeyi terk ediyor. Bunların büyük bir kısmı ev hizmetleri, inşaat, sağlık ve denizcilik sektörlerinde istihdam ediliyor. Göç, Filipin ekonomisi için hayati önem taşıyor: yurt dışındaki işçilerin gönderdiği dövizler, ülkenin GSYİH'sının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor.
Ancak bu durumun bir bedeli var. Victor Lee gibi işçiler, ailelerinden aylarca, hatta yıllarca ayrı kalmak zorunda. Çocuklar ebeveynlerinden uzak büyüyor, evlilikler sarsılıyor. Lee, Litvanya'da daha iyi bir ücretle çalışabilecek, ancak bu, eşinin ve çocuğunun yokluğuyla ödenecek bir bedel. Filipin hükümeti, göçmen işçilerin haklarını korumak için çeşitli önlemler alsa da, temel sorunu çözmekte yetersiz kalıyor: evde yeterli iş ve yaşam standardı yok.
Filipinler'de asgari ücret günlük yaklaşık 10 dolar. Buna karşılık, yurt dışındaki bir işçi aynı iş için 5-10 kat daha fazla kazanabiliyor. Bu fark, göçü kaçınılmaz kılıyor. Ülkedeki yüksek işsizlik oranı ve yetersiz sosyal güvenlik ağı da itici faktörler arasında.
Küresel Bir Trend: Göçün Yeni Rotaları
Filipinli işçilerin tercih ettiği destinasyonlar zamanla değişiyor. Geleneksel olarak Orta Doğu (Suudi Arabistan, BAE, Katar) ve Doğu Asya (Hong Kong, Singapur, Japonya) başı çekerken, son yıllarda Avrupa ülkeleri daha cazip hale geldi. Victor Lee'nin Litvanya'yı seçmesi de bu trendin bir parçası. Litvanya, Avrupa Birliği üyesi olarak daha iyi çalışma koşulları ve yasal korumalar sunuyor. Ayrıca, birçok Avrupa ülkesi, yaşlanan nüfusları nedeniyle işgücü açığını kapatmak için Filipinli işçilere kapılarını açıyor.
Bu durum, küresel işgücü piyasasında Filipinlilerin stratejik bir konumda olduğunu gösteriyor. İngilizce bilgileri, eğitim seviyeleri ve uyum kabiliyetleri sayesinde dünyanın dört bir yanında rağbet görüyorlar. Ancak bu, Filipinler için beyin göçü anlamına da geliyor. En yetenekli ve eğitimli işçiler yurt dışına giderken, ülke içinde kalkınma için gerekli insan kaynağı azalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filipinler'deki bu kitlesel göç dinamiği, Türkiye için dolaylı ama önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye de benzer bir işgücü ihracı deneyimine sahip olmasa da, özellikle Suriyeli göçmenler başta olmak üzere ciddi bir göç akınıyla karşı karşıya. Filipinler örneği, göçün ekonomiye etkisini (döviz girişi, beyin göçü) ve sosyal maliyetlerini (aile bütünlüğü, çocukların eğitimi) anlamak için bir model sunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin işgücü açığı olan sektörlerde (örneğin bakım hizmetleri) Filipinli işçilere yönelmesi gündeme gelebilir. Ancak Türkiye'nin kendi işsizlik sorunu ve kültürel farklılıklar, bu tür bir işgücü ithalatını zorlaştırabilir. Küresel ölçekte ise, uluslararası işgücü hareketliliğinin arttığı bir dönemde Türkiye'nin kendi göç politikalarını ve işgücü stratejilerini yeniden değerlendirmesi gerektiği görülüyor.