Euro, küresel piyasalarda haftalık bazda değer kaybetmeye hazırlanıyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngüsüne ilişkin belirsizlik ve ABD'de açıklanan karışık ekonomik veriler, ortak para birimi üzerinde baskı oluşturuyor. Öte yandan Japon yeni, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) faiz artırımına ilişkin artan beklentilerle Eylül başından bu yana en büyük haftalık kazancını elde etmeye yöneldi.
Euro’daki Değer Kaybının Arka Planı
Euro/dolar paritesi, hafta başından bu yana yaklaşık %0,8 değer kaybederek 1,0850 seviyelerine geriledi. Bu düşüşte, Almanya'da açıklanan ve beklentilerin altında kalan sanayi üretimi verileri ile Euro Bölgesi'nde enflasyonun yavaşladığına işaret eden sinyaller etkili oldu. ECB yetkilileri, faiz indirimlerinin veriye bağlı olacağını vurgularken, piyasalar aralık ayında bir indirim daha fiyatlıyor. Ancak son açıklamalar, indirim hızının yavaşlayabileceğine işaret ediyor.
Öte yandan ABD'de açıklanan tarım dışı istihdam verisi, işgücü piyasasının soğuduğunu ancak tam olarak zayıflamadığını gösterdi. Bu durum, Federal Reserve'ün (Fed) faiz indirimlerine ilişkin belirsizliği artırarak doları destekledi. Fed Başkanı Jerome Powell, son konuşmasında enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye dikkat çekmiş ancak aceleci bir gevşeme sinyali vermemişti.
Yen’deki Güçlenmenin Nedenleri
Japon yeni, BOJ'un negatif faiz politikasından çıkış sinyalleri vermesiyle Eylül başından bu yana en büyük haftalık değer kazancını gösteriyor. Dolar/yen paritesi hafta içinde 150 seviyesinin altına inerek önemli bir teknik destek bölgesini kırdı. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, ücret artışlarının enflasyonu sürdürülebilir şekilde %2 hedefine yaklaştırdığını belirterek, para politikasında normalleşme sinyali verdi.
Japonya'da açıklanan çekirdek enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, BOJ'un faiz artırımına daha erken gidebileceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalar, Nisan 2024'teki negatif faizden çıkışın ardından bir sonraki adımın Aralık veya Ocak toplantısında gelebileceğini fiyatlıyor. Ayrıca, Japonya'dan çıkan sermaye akışlarının tersine dönme ihtimali de yen talebini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişmeler, küresel döviz piyasalarında dalgalanmanın artmasına neden oluyor. Asya para birimleri, yenin değer kazanmasıyla birlikte karışık bir seyir izliyor. Çin yuanı, ekonomik yavaşlama endişeleriyle baskı altında kalırken, Güney Kore wonu ve Tayvan doları sınırlı hareket ediyor. Japonya'nın para politikasını sıkılaştırması, bölgedeki sermaye akışlarını etkileyerek Asya ekonomileri için yeni bir denge arayışı yaratabilir.
Küresel ölçekte ise, merkez bankalarının faiz patikaları arasındaki ayrışma döviz kurlarında oynaklığı artırıyor. ECB'nin gevşeme döngüsüne devam etmesi, Fed'in ise temkinli duruşu, euro/dolar paritesinde aşağı yönlü baskıyı sürdürebilir. Öte yandan, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar da piyasalarda belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Euro'nun haftalık bazda değer kaybetmesi ve yenin güçlenmesi, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin dış ticaretinde euro ve dolar ağırlıklı bir sepet bulunuyor; eurodaki düşüş, ihracatçılar için kısa vadede rekabet avantajı sağlarken, ithalat maliyetlerini artırabilir. Yenin değer kazanması ise Japonya ile olan ticarette dengeyi etkileyebilir. Ayrıca, küresel faiz belirsizliği, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası kararlarında dış koşulları dikkate almasını gerektiriyor. Türkiye'nin CDS primleri ve döviz kuru üzerindeki etkiler, yakından izlenmeli.