Etiyopya ve Eritre, birbirlerini savaş başlatmakla suçlayarak bölgesel gerilimi tırmandırdı. Eritre, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni (TPLF) desteklediği iddialarını reddederken, Etiyopya Eritre'yi TPLF ile iş birliği yapmakla suçladı. Bu karşılıklı suçlamalar, iki ülke arasında zaten kırılgan olan ilişkileri daha da gerginleştirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Etiyopya ve Eritre arasındaki gerilim, 1998-2000 yılları arasındaki sınır savaşına kadar uzanıyor. 2018'de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in barış anlaşması imzalamasıyla ilişkiler normalleşme sürecine girmişti. Ancak 2020'de Tigray bölgesinde başlayan çatışma, bu kırılgan barışı yeniden sarstı. Eritre, Tigray Savaşı'nda Etiyopya federal hükümetini destekleyerek TPLF'ye karşı savaştı. Ancak 2022'de imzalanan Pretoria Anlaşması ile Tigray halkına yönelik saldırılar sona erdirildi ve Eritre bu sürecin dışında kaldı. Eritre, anlaşmayı kendi çıkarlarına aykırı buldu ve Tigray ile Etiyopya arasındaki yakınlaşmadan rahatsız oldu. Son haftalarda Etiyopya, Eritre'yi TPLF'ye destek vermekle suçlarken, Eritre bu iddiaları reddediyor ve Etiyopya'yı saldırganlıkla suçluyor. Eritre ayrıca Etiyopya'nın Tigray ile yaptığı anlaşmaların kendisine karşı bir komplo olduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya ve Eritre arasındaki bu gerilim, Afrika Boynuzu'nda istikrarsızlığı artırıyor. Bölge, zaten Sudan'daki iç savaş, Somali'deki istikrarsızlık ve Kızıldeniz'deki jeopolitik rekabet nedeniyle kırılgan bir yapıya sahip. Etiyopya, denize erişim sorununu çözmek için Eritre'nin limanlarını kullanma arayışındaydı ancak bu gerilim, olası iş birliklerini zora sokuyor. Eritre ise kendisini bölgesel bir güç olarak konumlandırma çabasında. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, tarafları diyaloga çağırıyor ancak etkili bir arabuluculuk henüz sağlanamadı. Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisi de denklemi karmaşıklaştırıyor. Etiyopya, BRICS üyeliğiyle Batı'dan uzaklaşırken, Eritre geleneksel olarak Batı karşıtı bir çizgide. Bu durum, olası bir çatışmanın küresel güçler arasında vekalet savaşına dönüşme riskini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan etkinliğiyle bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Etiyopya ile ticari ilişkileri güçlü olan Türkiye, Eritre ile de diplomatik temaslarını sürdürüyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve insani yardım projelerini sekteye uğratabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaret için risk oluşturuyor. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, bölgesel nüfuzunu artırabilir ancak tarafların uzlaşmaz tutumu bu çabaları zorlaştırıyor. Türk dış politikası açısından, Afrika Boynuzu'ndaki dengeyi korumak ve ticari çıkarları güvence altına almak kritik önem taşıyor.