Etiyopya, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) altı silahlı grupla ittifak kurmasıyla yeniden iç savaşa sürüklendi. Koalisyon, Başbakan Abiy Ahmed'i iktidardan uzaklaştırmayı amaçlıyor. Çatışmalar, başkent Addis Ababa'ya doğru ilerliyor ve ülke genelinde insani kriz derinleşiyor.
Gelişmenin Arka Planı
2020 yılının Kasım ayında başlayan çatışmalar, bir yıl boyunca Tigray bölgesinde yoğunlaşmıştı. Tigray savunma güçleri, federal ordu karşısında beklenmedik bir direniş göstererek Temmuz 2021'de bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirdi. Ardından Amhara ve Afar bölgelerine doğru ilerleyişini sürdürdü. Ekim 2021'de ise, Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ve diğer altı silahlı grupla ittifak kurdu. Bu koalisyon, kendisini "Birleşik Etiyopya Federalist ve Konfederalist Güçler" olarak adlandırıyor.
Başbakan Abiy Ahmed, Nisan 2018'de iktidara geldiğinde reform vaatleriyle uluslararası kamuoyunun desteğini kazanmış, 2019'da Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü. Ancak Tigray çatışması, ülkeyi otoriterleşmeye ve ekonomik çöküşe sürükledi. Abiy yönetimi, kasım ayı başında ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve vatandaşlara silahlanma çağrısı yaptı.
TPLF ve müttefikleri, şu anda Amhara bölgesinin stratejik kasabaları Dessie ve Kombolcha'yı ele geçirmiş durumda. Bu şehirler, başkent Addis Ababa'ya giden ana yol üzerinde bulunuyor. Hükümet güçleri, hava saldırıları düzenleyerek ilerleyişi durdurmaya çalışıyor. Binlerce kişi yerinden edildi, insani yardım koridorları kapanma noktasına geldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tigray çatışması, sadece Etiyopya'nın iç meselesi değil; Afrika Boynuzu'nun tamamını etkileyen bir istikrarsızlık kaynağı haline geldi. Eritre, 2020'de Tigray güçlerine karşı federal hükümeti desteklemek üzere asker gönderdi. Sudan, Tigraylı mültecilere kapılarını açtı ancak sınır bölgesinde El Fashaga üzerinde gerilim yaşanıyor. Güney Sudan ve Somali gibi komşular ise istikrarsızlığın yayılmasından endişeli.
Uluslararası toplum, çatışmayı durdurmak için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı. ABD ve Avrupa Birliği, barış çağrısı yaparken, Kenya ve Uganda gibi bölge ülkeleri arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve sert söylemler, çözüm umutlarını zayıflatıyor. BM, insani yardım operasyonlarının engellendiğini ve yüz binlerce kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesi ve bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir konumda. İç savaşın uzaması, Kızıldeniz ve Nil havzasındaki jeopolitik dengeleri de etkiliyor. Mısır ve Sudan, Rönesans Barajı konusunda Etiyopya ile anlaşmazlık yaşıyor; istikrarsızlık, su paylaşımı müzakerelerini de riske atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya'daki iç savaş, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ticari ve savunma alanında ilişkilerini güçlendirmiş, TUSAŞ üzerinden insansız hava aracı satışı gerçekleştirmişti. Çatışmanın tırmanması, bu iş birliklerini sekteye uğratabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Somali ve Sudan'daki yatırımlarını da tehdit ediyor. Türkiye'nin insani diplomasi ve arabuluculuk rolü, krizin çözümünde etkili olabilir; ancak taraflar arasındaki derin ayrılıklar, Ankara'nın manevra alanını sınırlıyor.