Etiyopya Genelkurmay Başkanı, Pazar günü Eritre ve Sudan'ı, federal güçlere karşı savaşan silahlı grupları desteklemekle suçladı. Bu açıklama, Tigraylı isyancılarla çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde geldi. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), "savunma savaşı" yürüttüğünü duyurdu ve bazı havalimanlarını ele geçirdiğini iddia etti. Bölgedeki insani kaynaklar, isyancıların Afar bölgesinde stratejik noktaları kontrol altına aldığını bildiriyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Etiyopya hükümeti ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki gerilim, Kasım 2020'de başlayan ve ülkeyi iç savaşa sürükleyen çatışmalarla derinleşti. Başbakan Abiy Ahmed'in yönetimi, TPLF'yi yasadışı ilan ederek askeri operasyon başlatmıştı. Ancak aylar süren çatışmalar, TPLF güçlerinin yeniden örgütlenmesiyle farklı bir boyuta taşındı. Son günlerde Tigray kuvvetleri, Amhara ve Afar bölgelerine doğru ilerleyerek federal ordunun kontrolündeki alanları ele geçirmeye başladı. Genelkurmay Başkanı Birhanu Jula, yaptığı açıklamada Eritre ve Sudan'ın isyancılara lojistik destek sağladığını, hatta bazı Eritreli askerlerin Tigray saflarında savaştığını öne sürdü. Eritre ve Sudan'dan konuyla ilgili henüz resmi bir yanıt gelmedi.
TPLF sözcüsü Getachew Reda, yaptığı açıklamada "savunma savaşı" yürüttüklerini belirterek, federal hükümetin Tigray'a yönelik saldırılarını püskürtmek zorunda kaldıklarını söyledi. Reda, Tigray güçlerinin bazı havalimanlarını ele geçirdiğini doğruladı ancak hangi havalimanlarının olduğunu belirtmedi. Bölgedeki bir insani yardım görevlisi, Tigray güçlerinin Afar bölgesindeki stratejik bir kasabayı kontrol altına aldığını ve buradaki çatışmaların sivil halkın bölgeden kaçmasına neden olduğunu aktardı. Afar, Cibuti'ye uzanan kritik bir koridor üzerinde bulunuyor ve buradaki istikrarsızlık, Etiyopya'nın denize açılan ana ticaret yollarını tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki çatışmalar, Afrika Boynuzu'nda geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açma potansiyeli taşıyor. Eritre'nin Tigray isyancılarına destek verdiği iddiası, iki ülke arasındaki tarihsel düşmanlığı yeniden alevlendirebilir. Eritre, 1998-2000 yılları arasında Etiyopya ile savaşmış ve 2018'de barış anlaşması imzalanana kadar ilişkiler gergin kalmıştı. Abiy Ahmed, iktidara geldiğinde Eritre ile barış sürecini başlatmış ve bu adım ona Nobel Barış Ödülü kazandırmıştı. Ancak Tigray çatışması, bu kırılgan barışı tehdit ediyor. Sudan ise son aylarda Etiyopya ile sınır anlaşmazlıkları ve El Fashaga bölgesi üzerinde egemenlik tartışmaları yaşıyor. Sudan'ın Tigray isyancılarına destek verdiği iddiası, iki komşu arasındaki gerilimi daha da artırabilir.
Uluslararası toplum, Etiyopya'daki insani krize dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler, Tigray bölgesinde yüz binlerce kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu ve yardım ulaştırmanın zorlaştığını bildiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara ateşkes çağrısı yaparken, çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ediliyor. Çin ve Rusya'nın Etiyopya'daki tutumu ise belirsizliğini koruyor; her iki ülke de Afrika Boynuzu'nda nüfuz mücadelesi yürütüyor. Son gelişmeler, Etiyopya'nın toprak bütünlüğünü koruma kapasitesini ve bölgesel dengeleri sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya'daki çatışmalar, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmiş, özellikle inşaat, enerji ve savunma alanlarında iş birlikleri geliştirmişti. İstikrarsızlığın artması, Türk yatırımlarını ve ticaret yollarını riske atabilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'na yakın bu bölgedeki çatışmalar, küresel deniz ticaretini ve enerji güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir; ancak iç savaşın tarafları arasında denge gözetmek zorunda. Etiyopya'nın parçalanma riski, Afrika Boynuzu'nda yeni bir göç dalgası ve terör tehdidi yaratabilir; bu da Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırır.