Etiyopya hükümet güçlerinin, Eritre sınırında daha önce Tigray isyancılarının kontrolünde olan bir kasabaya ilerlediği bildirildi. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden diplomatik kaynaklar, Afrika Boynuzu'nda iki komşu ülke arasında yeni bir savaşın patlak vermesini önlemek için yoğun çaba harcıyor. Etiyopya ordusunun hareketi, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasındaki çatışmaların seyrini değiştirebilecek nitelikte.
Gelişmenin arka planı
Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde yaklaşık bir yıldır devam eden çatışmalar, son haftalarda Eritre sınırına doğru kaydı. Tigray isyancıları, geçtiğimiz aylarda Amhara ve Afar bölgelerine doğru ilerleyerek başkent Addis Ababa'yı tehdit etmiş, ancak hükümet güçleri karşı saldırıya geçerek isyancıları geri püskürtmüştü. Şimdi ise hükümet güçlerinin, Eritre sınırına yakın stratejik bir kasabayı ele geçirmesi, çatışmanın yeni bir boyuta taşınması endişesini doğuruyor.
Bölgedeki yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, Etiyopya ordusu son günlerde ağır silahlarla donatılmış birliklerini sınıra yakın bölgelere sevk etti. Tigray güçleri ise geri çekilirken, Eritre'nin de çatışmalara müdahil olabileceği yönünde iddialar var. Eritre hükümeti, bugüne kadar Tigray çatışmalarına doğrudan müdahil olduğu suçlamalarını reddetti. Ancak uluslararası gözlemciler, Eritre'nin Tigray kuvvetlerine karşı Etiyopya hükümetini desteklediğine dair kanıtlar olduğunu belirtiyor.
Diplomatik çevreler, Etiyopya'nın bu hamlesinin, Tigray isyancılarını Eritre topraklarına sıkıştırma amacı taşıyabileceğini değerlendiriyor. Böyle bir durumda, Eritre'nin topraklarına yönelik olası bir Tigray saldırısı veya Etiyopya'nın Eritre topraklarını ihlali, iki ülke arasında doğrudan bir çatışmaya yol açabilir. 1998-2000 yılları arasında iki ülke arasında yaşanan sınır savaşı, yaklaşık 80 bin kişinin ölümüne neden olmuştu. Bu nedenle bölgedeki her askeri hareketlilik, tarihsel hafızada derin yaralar açan bir savaşın yeniden alevlenmesi korkusunu tetikliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afrika Boynuzu, son yıllarda büyük güçlerin nüfuz mücadelesine sahne oluyor. ABD, Çin, Rusya ve Körfez ülkeleri, bölgede stratejik çıkarlarını korumak için farklı aktörlerle iş birliği yapıyor. Etiyopya, son dönemde Çin ve Rusya ile yakınlaşırken, ABD'nin Tigray krizindeki tutumu iki ülke arasında gerginliğe yol açtı. Washington, Tigray'deki insani krizi sona erdirmek için ateşkes çağrısında bulunurken, Addis Ababa yönetimi dış müdahaleyi reddediyor.
Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, taraflara diyalog çağrısı yaparken, bölgede insani yardım koridorlarının açılması için de girişimler sürüyor. Ancak artan askeri hareketlilik, bu çabaları gölgeliyor. Uluslararası Kriz Grubu gibi düşünce kuruluşları, Eritre'nin çatışmaya doğrudan dahil olması durumunda savaşın bölgesel bir hal alabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye, bölgede artan nüfuzuyla dikkat çekiyor. Türkiye'nin Etiyopya ile son yıllarda gelişen ekonomik ve askeri iş birliği, Ankara'nın Afrika Boynuzu'ndaki etkinliğini artırmış durumda. TİKA ve Türk firmalarının bölgedeki yatırımları, insani yardım faaliyetleri ve savunma anlaşmaları, Türkiye'yi krizin çözümünde potansiyel bir aktör haline getiriyor. Ancak çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını ve istikrar arayışını riske atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya-Eritre sınırındaki tırmanma, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikası açısından kritik bir sınav niteliğinde. Ankara, son yıllarda Etiyopya ile savunma ve ticaret anlaşmaları imzalayarak bölgedeki etkisini artırmıştı. Olası bir savaş, Türk yatırımlarını ve insani yardım projelerini sekteye uğratabilir. Ayrıca, istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden yürütülen küresel ticaret hatlarını tehdit ederek Türkiye'nin ihracat güzergahlarını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye'nin, diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında arabuluculuk yapması ve ateşkes çağrılarını desteklemesi, hem bölgesel istikrar hem de kendi ekonomik güvenliği için elzem görünüyor.