Etiyopya'nın kuzeyindeki tartışmalı Alamata kenti ve çevresinde artan askeri hareketlilik, 2020-2022 Tigray Savaşı'nın ardından tesis edilen kırılgan barışın çözülebileceği endişelerini yeniden alevlendirdi. Yerel kaynaklar, bölgede son haftalarda ağır silahlı askeri birliklerin konuşlandığını ve çatışma seslerinin duyulduğunu bildiriyor. Bu gelişmeler, Pretoria anlaşmasıyla sağlanan ateşkesin sürdürülebilirliğine ilişkin uluslararası toplumda derin kaygılar yaratıyor.
Alamata'nın stratejik önemi ve tırmanan gerilim
Alamata, Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinin güney sınırında, Amhara bölgesinin hemen yanında yer alıyor. Bu coğrafi konum, kenti hem Tigray hem de Amhara için stratejik bir kavşak haline getiriyor. 2020'de başlayan iç savaşta önemli bir cephe hattı olan Alamata, çatışmalar sırasında defalarca el değiştirmişti. Savaşın sona ermesiyle birlikte, kentin kontrolü büyük ölçüde Amhara güçlerinin eline geçmişti. Ancak son dönemde federal orduya bağlı birliklerin bölgeye takviye edilmesi, yerel halk arasında yeni bir çatışmanın habercisi olarak yorumlanıyor.
Görgü tanıkları, Alamata çevresinde zırhlı araç konvoylarının hareket ettiğini ve bazı noktalarda ateş açıldığını aktarıyor. Haber ajanslarına yansıyan ifadelere göre, bölgedeki gerilim yalnızca askeri varlığın artmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda sivil halkın güvenliğine yönelik tehditler de artmış durumda. Birçok aile, güvenlik kaygılarıyla bölgeyi terk etmeye başladı. İnsani yardım kuruluşları, olası bir çatışmanın yeni bir mülteci dalgasına ve insani krize yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Pretoria anlaşması, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasında imzalanmış ve silahlı grupların terhis edilmesi, federal otoritenin yeniden tesis edilmesi gibi maddeler içeriyordu. Ancak anlaşmanın uygulanmasında ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Özellikle Amhara bölgesinin, bazı tartışmalı bölgeler üzerindeki iddialarını sürdürmesi, taraflar arasındaki güveni zedeliyor. Alamata da bu tartışmalı bölgeler listesinde yer alıyor. Amhara milisleri, kentin kendi toprakları olduğunu savunurken, TPLF ise Alamata'nın tarihsel olarak Tigray'a ait olduğunu ileri sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Etiyopya'daki bu istikrarsızlık, yalnızca ülke sınırları içinde değil, tüm Afrika Boynuzu bölgesinde yankı buluyor. Etiyopya, Afrika Birliği'nin merkezi olan Addis Ababa'ya ev sahipliği yapması ve Nil Nehri'nin ana kollarından biri olan Mavi Nil üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) ile bölgesel bir su gücü konumunda. Bu nedenle ülkedeki iç karışıklıklar, komşu ülkeleri ve uluslararası aktörleri doğrudan etkiliyor. Mısır ve Sudan, GERD'in su paylaşımı konusunda Etiyopya ile anlaşmazlık yaşıyor; dolayısıyla Etiyopya'nın iç istikrarı, bu ülkeler için de kritik önem taşıyor.
Uluslararası toplum Etiyopya'daki gelişmeleri yakından izliyor. Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunurken, iki yıl süren savaşın yarattığı yıkımın ve insani trajedinin tekrarlanmaması gerektiğini vurguluyor. ABD ve diğer Batılı ülkeler, taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesi ve Pretoria anlaşmasının uygulanması için diplomatik baskı yapıyor. Ancak sahadaki askeri gerilimin artması, bu çağrıların ne kadar etkili olduğunu tartışmaya açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile askeri, ekonomik ve diplomatik alanlarda yakın ilişkiler geliştirmiştir. Ankara, Addis Ababa ile savunma sanayii işbirliği ve insani yardım projeleri yürütmektedir. Etiyopya'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki kazanımlarını tehdit edebilir. Özellikle Somali'deki askeri varlığı ve Katar ile birlikte inşa ettiği Türkiye-Somali ilişkileri göz önüne alındığında, Etiyopya'daki çatışmaların bölgesel güvenlik dinamiklerini etkilemesi olasıdır. Türkiye'nin barışçıl çözüm yönündeki uluslararası girişimlere verdiği desteğin devam etmesi ve krizin büyümesini engelleyici diplomasi yürütmesi, hem bölgesel istikrar hem de Türkiye'nin Afrika'daki nüfuzu açısından önemlidir.