Etiyopya'nın en kalabalık bölgelerinde yıllardır aktif olan yedi isyancı grup, ülke yönetimine karşı ortak hareket etme kararı aldı. Gruplar, yaptıkları ortak açıklamada, "siyasi ve askeri mücadeleyi koordineli yürüteceklerini" duyurdu. İttifakın, başkent Addis Ababa'daki hükümete yönelik baskıyı artırması bekleniyor.
İttifakın Arka Planı ve Katılımcı Gruplar
Yeni oluşturulan ittifak, Etiyopya'nın farklı etnik ve bölgesel dinamiklerini yansıtan gruplardan oluşuyor. Aralarında Oromia Kurtuluş Cephesi (OLF), Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ve Afar Kurtuluş Cephesi gibi gruplar bulunuyor. Bu gruplar, uzun süredir merkezi hükümete karşı ayrı ayrı mücadele ediyordu. Ancak son aylarda artan askeri ve siyasi baskılar, ortak bir cephe oluşturma ihtiyacını doğurdu.
İsyancı gruplar, Etiyopya'nın en kalabalık bölgeleri olan Oromia, Amhara ve Tigray'da etkili. Özellikle Oromia, ülke nüfusunun yaklaşık üçte birini barındırıyor ve son yıllarda şiddet olaylarına sahne oluyor. Tigray ise 2020-2022 yılları arasında kanlı bir iç savaşa tanıklık etti. Bu savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. İttifak, bu acı deneyimlerden ders çıkararak daha geniş bir taban oluşturmayı hedefliyor.
Grupların ortak açıklamasında, "Etiyopya halkının özgürlük ve adalet taleplerini baskıyla susturan otoriter rejime karşı birleşiyoruz" ifadeleri yer aldı. Ayrıca, "tüm Etiyopyalıları bu mücadeleye katılmaya" çağırdılar. İttifakın siyasi kanadı, geçici bir hükümet kurma ve demokratik seçimlere gitme sözü verdi. Ancak gruplar arasında ideolojik ve etnik farklılıklar bulunuyor; bu durum, ittifakın uzun ömürlü olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nun en stratejik ülkelerinden biri. Nil Nehri üzerindeki Büyük Rönesans Barajı (GERD) nedeniyle Mısır ve Sudan ile gerilim yaşıyor. Ayrıca, Kızıldeniz'e yakınlığı ve Cibuti limanına bağımlılığı, bölgesel güç dengeleri açısından kritik. İç istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki ticaret yollarını ve bölgesel güvenliği tehdit edebilir.
Uluslararası aktörlerin tutumu da belirleyici. ABD, Avrupa Birliği ve Çin, Etiyopya'da istikrarın korunmasından yana. Ancak her birinin farklı öncelikleri var: ABD ve AB, insan hakları ihlalleri ve demokrasi eksikliğini eleştirirken; Çin, altyapı yatırımları ve ekonomik iş birliğine odaklanıyor. Rusya ise son yıllarda Afrika'daki etkisini artırma çabasında ve Etiyopya ile askeri iş birliğini güçlendirdi. Bu rekabet, iç savaşın seyrini etkileyebilir.
İsyancı grupların birleşmesi, hükümet üzerindeki askeri baskıyı artırabilir. Ancak grupların askeri kapasitesi ve halk desteği konusunda belirsizlikler var. Hükümet güçleri, son yıllarda modern silahlarla donatıldı ve insansız hava araçları (İHA) kullanımında etkinlik sağladı. İttifakın başarısı, bu askeri üstünlüğü kırabilmesine bağlı.
Öte yandan, ittifakın siyasi meşruiyeti de tartışmalı. Bazı gruplar geçmişte insan hakları ihlalleriyle suçlandı. Bu durum, uluslararası toplumun ittifaka mesafeli yaklaşmasına neden olabilir. Yine de, hükümetin artan otoriterleşmesi ve ekonomik kriz, muhalefetin tabanını genişletebilir. Etiyopya'da enflasyon yüzde 30'un üzerinde ve gıda güvensizliği had safhada. Bu koşullar, halkın isyancı gruplara desteğini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile son yıllarda ekonomik ve askeri ilişkilerini güçlendirdi. Türk firmaları, Etiyopya'da altyapı, enerji ve tekstil sektörlerinde önemli yatırımlara sahip. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzu, Somali ve Cibuti gibi ülkelerdeki varlığıyla artıyor. Etiyopya'daki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve bölgesel ticaret yollarını riske atabilir. Türkiye, hem hükümetle hem de muhalif gruplarla diyalog kanallarını açık tutarak, olası bir güç değişimine hazırlıklı olmalı. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik dengeleri, Türkiye'nin deniz ticaret yolları için hayati önem taşıyor. Bu nedenle, Etiyopya'daki gelişmeler yakından izlenmeli.